Şimdi birçokları eleştirir beni neden herşeyini paylaşıyorsun Face’de, Twitter’da vs. Kendimi savunmak için uğraşmam ayıp birşey değil ki açıklamam gereken birşey mi var ! Kendimi ne trend ne de başka birşeyle savunurum. Ben eğleniyorum. Ne kadar ülkemizde gelişmese de bu yorum olayı insanlar seni okuyor ve inanın tek amacım yüzlerinde az da olsa bir gülümseme belirmesini sağlamak. Ben komedyen miyim? Hayır!
E ne amaçla o zaman, sana ne ki insanların gülümsemesinden bilmem nesinden. Bana! çünkü benim gibi birkaç kişi daha var ve ben onları okuduğum da inanın çok eğleniyorum. Zaten gerçek hayatta yeterince ciddi değil miyiz? Yeterince asmıyor muyuz suratımızı, yeterince yerli yersiz sinirlenmiyor muyuz? Bugüne kadar kimbilir ne kadar saçma sapan şey paylaştım. Ama geri dönüşümlerini hep yüzyüze diyaloglar da aldım. Mesela bugün iki yazdığım şeye ben bile kahkahalarla güldüm. Birincisi; Yılmaz Morgül’ün Twitter’dan Kim Kardashian’a Goodmorning Kim cevabıydı ikincisi ise; Uzerime kocamn bi t-shirt giyicm uzerne de tired of being lonely i want love yazdiricam’dı. Okuyanların birçoğu bunun ciddi bir taş, laf sokma, birine mesaj gönderme olduğunu çoktan düşünmüş, kimileri “oha ne yazmış kıza bak” demiş ve bunu uzun uzun konuşmuşlardır. Kim ciddiye alır ki bunu, kime mesaj gönderebilirim, kime taş atabilirim ki. Burası fake siz gerçek mi sandınız kuzum? Yazıyor olabilmek ve bunun farkında olmak, mizaç yeteneğinin olduğunu düşünüp bunu yazma gücünle birleştirmek kısacası bunun adı eğlenmek.
Gerçek olan nedir? Bu yazdıklarımı söylediklerimdir, bunları benden duyanlardır, benimle yüzyüze iletişimi olanlardır. İşte insanlar artık o kadar hislerini duygularını dökmeye başladı ki sosyal medyaya her yazı ciddiye alınıyor. Herkes kendine pay biçiyor. Ayrılıklar, birliktelikler bu ortam üzerinden gerçekleşiyor. Sadece Facebook veya Twitter değil, en büyük başarı sahte birliktelikler de; Tv’lerdeki evlilik programları. Ben onlara hala parayla çıkarılan aday olduğunu sanmıyorum. Neden mi ben bunu düşündüm ve şu sonuca vardım; İnsanlar artık o kadar güvensizki karşısındakilere -arkadaşlarına bile- destekleyen 2-3 kişi yetmiyor artık daha fazla onay bekleniyor ve insanlar aslında kendine o kadar güvensiz ki illa çoğunluktan onay bekliyor. O kadar kirlenmiş ki dürüstlüğe olan güvenimiz her anımıza birileri tanık olsun diye bekliyoruz, o kadar sarmış ki bizi insanlardan duyacaklarımız. Sosyal medya birbirinin içinde, artık yazdığın paylaştığın herşey heryerde. Peki biz neredeyiz? Bizde girdik o çemberin içine halbuki girilmemeli insana dair şeyler vardır hala yürütmemiz gereken, hislerimiz var bizim kelimelerle anlatamayacağımız. Birine sarılmaya, birinin elini tutmaya veya hiçbirşey söylemeden gözünün içine bakmaya. Eskiyle kıyaslamak için değil sadece sorgulamak için. Eskiden yurtdışına, askere kısacası uzaklara gidenler özlemle beklenirmiş, onlardan gelen bir haber, telefon bayram havası yaşatırmış. Bu yüzdendir dedelerimiz, ninelerimiz senelerdir evli. Çünkü bilirler kıymetini yaşadıklarının, özlem duymayı bilirler. Bu yüzdendir son on yılda insanların birbirinden sıkılması, tahammül sınırlarının düşmüş olması.
Şimdilerde Webcam var, msn, Facebook her türlü olanak var fakat biz yine birşeyi yanlış anladık bunlar verebilirmi sana yanında oturduğunda verdiği hissi. Artık aynı şehirde oturan sevgililer bile Webcam’den görüşür oldu, buluşmak yerine. Hatta sevgilisiyle webcam’da tanışam ve kameradan gördüğü adama kaçan kızlar gördük Müge Anlı’da. Internet kafe’de okula gitmeyip bütün gün oyun oynayan, oynadığı oyunda çok yüksek mertebeye gelip hesabını satmadı diye öldürülen çocuklar da gördük biz. Ayrıca Super Mario oynayan bölümü atlayamayan kızın “Yapıcammmmmm” yakarışları hepimizin daha dün gibi kulaklarında. Türkiye’ye mi özgü tabiki hayır. Dünya böyle. Çoğumuz izledik WOW hesabı kapatılan çocuğun insanlıktan çıkıp ne hale girdiğini. Biz o kadar ara bir nesil kaldık ki tam ortada yakaladı bizi teknoloji ne tam anlamıyla adapte olabiliyoruz ne de tamamiyle dışlayabiliyoruz. Fakat yeni nesil böyle değil robota gerek yok onlar zaten yeni düzenin katkısıyla oluşan yeni robotlar. Hızlı düşünüyorlar, hazır cevaplar, çok zekiler, hızlılar…
Merak ettiğim birşey acaba anne bana çocuklarına evlilik hikayelerini şöyle mi anlatacak ” Eğer annen iki dakika sonra cam’ini açsaydı belki ben cesaret edip söyleyemeyecektim veya baban Facebook talebimi kabul etmeseydi belki siz bugün olmayacaktınız” diye merak etmekteyim. Cafeler ve tüm sosyal alanlarda herkesin elinde bir cep telefonu ve laptop anlamsız bir şekilde ekrana gülüyor, kulağında kulaklık kendini her türlü her ortamda soyutluyor tek başınayken belki kabul edilebilir fakat 5 kişi aynı masada aynı anda konuşmak yerine bu eylemlerden birini tercih ediyorsa bu hiç iyiye işaret değildir. Kemer’de oturduğumdan daha önce bahsetmiştim ve şehrin merkezi noktalarına giden lüks minibüs tarzı araçlar var her siteden insanlar toplanıp Etiler veya Levent’e bırakıyorlar seni. Genellikle bindiğimde bende takarım kulaklığımı çünkü başka türlü tam anlamıyla müzik dinleyemem bugün yine dönüş yolunda takmıştım ki yolun yarısında nedense çıkardım ve önde yaklaşık 12-13 yaşlarında iki erkek çocuğunun konuşmalarına tanık oldum. Dershanedeki kız arkadaşlarını çekiştiriyorlardı. Bir tanesi dün akşam konuştuğu Berna adlı kız ile geçen diyaloğunu diğerine anlattı ve “Ben o kadar istekli değildim konuşmak için ama o sürekli yeni muhabbet açtı” arkadaşı “kabul et sen de o da birbirinizden hoşlanıyorsunuz bu kadar basit” esas oğlan ” peki ben niye onu elde etmek istemiyorum o zaman” dedi ve ben kitlendim kaldım. O kadar olgun o kadar büyük laflardı ki biz o yaşlardayken sanırım kız erkek çekişmeleri yaşardık.
Kısacası kararında kullanabilirsek teknolojiyi ne ala, yoksa daha çok yalnız insanlar olur, daha nice insan saçma şeylerle vakit geçirirler. Deniyor ki zaman ne çabuk geçiyor artık, geçmez mi geçer tabii eskiden hayat bu kadar hızlımıydı, bu kadar kolay mıydı?
Çok gelenekçisin, çok eski kafalısın diyenleri duyar gibiyim. Kesinlikle hayır! Burada derim ki ben; bize dair şeyler var kaybetmemiz gereken o kadar ince bir çizgi ki bu, o kadar iyi çizmeliyiz ki o sınırı ne toplumdan soyutlanmalı ne de offline olmalı. Kardeşim yapan yapıyor. Onlar bizi değil biz onları kontrol edeceğiz, sözümüzü geçireceğiz. Yoksa biz biteriz onlar yaşar. Bu ortam da ben neye karşıyım onu söyleyeyim o zaman. Arkadaşlarımı bulmak için geldim diyenlere, sevgiyi ve aşkı burada arayanlara ve millete salça olanlara. Gerçek hayatta bulamadığını burada hiç bulamazsın dedim ya siz burayı gerçek mi sandınız burası Fake!… E- gazeteye, e-kitaba kesinlikle karşı değilim bilhassa savunurum. Karşı olduğum hayatımızı zorlaştıran bizi bunlıma sürene karşıyım. O kadar çok tanık oluyorum ki soru sorduğunda kitlenen heyecanlanan insanlar ve ama bu çocuk mesajlarda böyle değil. Değil çünkü gerçek hayatta az vakit geçirdiği çokta tecrübesi olmayan bir alanda.
P.s: Teknolojinin hayatınıza ne kadar gireceğine siz karar verin esiri olmayın, köleniz olsunlar. Öncelikli olanın onlara hayat verenin insan aklı olduğunu unutmayın!





Bir Cevap Yazın