Ezgi sormuş “Ben niye büyüdüm anne?” diye. Hepimizin aslında içten içe aklında yatan soru bu olsa gerek soramadığımız başka sorulara kitlenip bunu es geçtiğimiz sorarız nasıl büyüdüm diye ama niyesi hiç gelmez aklımıza…
Büyümek maalesef ki farketmek, anlamak, görmek,duymak ve yaşamak bir daha hiç unutmadan bunları. Kaçımız çok net hatırlarız çocukluğumuzu günü gününe saati saatine ama sorarım kendime anlat geçen son 5 seneyi eksiksiz günü gününe anlatırım kendime. Bakarım hepimizin en mutlu olduğu zamana öyle olduğumuzu sandığımız (belki de hiç olmadığımız belki de tüm bu yaraların nedeni başlangıcı ordadır kimbilir) zamanlara yok sadece çok belirli en çok sevindiğimiz ya da en çok üzüldüklerimiz gelir. Kısacası çocukluğumuza dair en çok’larımız kalır aklımızda. Halbuki son zamanlardan ne kadar kötü olursa olsun en iyisidir aslında o zamanlarımız. Kendi dünyan hayallerin vardır, kimse dalga geçmez o zamanlarda kimse garipsemez, herşeyi yapabileceğine inanırsın hiçbir engeli yoktur aklının o kadar engin ve sınırsızdır ki tek bir soru işareti olmadan ilerlersin kendi hayallerinin aleminde. Birgün bir uykuya yatarsın uyanırsın ve artık bambaşka bir dünyadasındır artık kocaman hayallerine kendini bile inandıramazsın. Halbuki dersin böyle değildi eskiden ben ne güzel hayaller kurardım ve birkaç zaman sonrada hayal kurmayı saçma bulursun çocukça gelir çünkü artık kurduğun hayalleri uygulayacağın dünya kalmamıştır eskiden de yoktu ama eskiden dünya bizimdi öyle sanırdık. Küçükken sahip olduklarımız çoktu deneyimsizdik çocuktuk fakat büyüdükçe aksine daha az şeyle uğraşır fakat içinden çıkamaz olduk. Büyümek çok kötü değil sadece yapamayacaklarımızn farkına varmamız işte bu berbat.
Evet yaşadıklarımızı hep unuturuz ama hayallerimiz ilk günkü gibi taptaze olur. Neler yapmak isterken nerelerde buluruz kendimizi. Büyüyüpte döndüğümüz an hayallere ve baktığımız zaman kendimize işte o zaman sorarız “ben niye büyüdüm anne?”
Yok ki bi cevabı bulamayız ikilemlerden ikilemler beğenip seçim yapmaya olgunlaşma deriz olgunlaşan insan büyür mü o da ayrı bi soru olur. Ama niye büyüdük? Gözyaşlarımız artık kalbimizi kemirsin diye mi? Çocuksu küslüklerimizin yerini onarılmayacak kırgınlıklar alsın diye mi? Çocukça saf bildiğimiz aşk kalbimizde derin yaralar açsın diye mi? Yoksa hayat bizi daha çok hırçınlaştırsın kendimizi ve çevremizdekileri daha çok üzelim mi diye? O kadar tecrübeye yaşanmışlığa rağmen hep yine aynı hataları yapıp yine aynı yollarda yürüyelim mi diye? Aslında belki de biz hiç büyümeyiz hep çocuk kalan yanımızla büyümesi gerektiğini hisseden yanımızın savaşının içinde kayboluruz!





Bir Cevap Yazın