Bu sorular nereden aklıma geldi hiç bilmiyorum. Yine sorgulama vaktim geldi sanırım. Belki de uzun bir uykudan, bir rüyadan hayata uyandım, bilmiyorum.
Uyandım, uyanmasına ama kara ve kötü bir güne…
Birini çok sevdiğinizi düşünün… Senelerce her gününüzün o olduğunu, hayallerinizin her karesinin nedeninin o olduğunu, onsuz olmak düşüncesinin bile kanınızın çekilmesi, nefes alamama nedeninizin olduğunu düşünün. Sizi hayata bağlayan şeyin ‘bir günde olsa onu görmek’ olduğunu, aşkı, sevgiyi, bağlılığı düşünün…
Onu çok özlediğinizi düşünün, yanındayken yaklaşamamayı, her güne ‘belki’ umuduyla kalktığınızı…
Bir de, artık bundan sonra hayatınızda olmayacağını… ‘PAT’ diye kaderin, birinin ya da kendinizin yanlışıkla o kocaman, yıllar boyunca kurduğunuz hayal balonunu patlattığını düşünün… Üzerinize düşen emeklerinizi, kalp parçacıklarınızı, hayallerinizi ve tekrar aşkı düşünün…
Bir daha aşka inanır mısınız?
Bir daha ‘UMUT’ edebilir misiniz?
Bir daha sevenleri anlayabilir misiniz?
Bir daha sevmeyi anlayabilir misiniz?
Kalbiniz ilk günkü kadar yumuşak ve saf olabilir mi?
Hayata sıkı sıkı tutunabilir misiniz?
‘Belki’ diyebilir misiniz?
Hayal kurabilir misiniz?
…






Bir Cevap Yazın