Aşk bir uyuşturucudur,
Aşk şizofreni…
Aşk bazen bir rüya,
Aşk bazen bir kabus
Ve aşk her zaman bir hayal…
“Karşımda oturuyor. Bana bakıyor. Kahvesini yudumluyor. Yine bana bakıyor. Konuşuyor ama ne diyor anlamıyorum. Vücudumdaki hiç bir organın hiçbir hücrenin birbiriyle bağı yok. Hissizim, hissedemiyorum, anlamıyorum, anlayamıyorum. Ona son kez baktığımda, daha uzun baksaymışım pişmanlığı yaşadığım için sadece ona bakıyor, tüm hatlarıyla yüzünün her halini kazıyorum aklıma. Olur ya, gider ve bir daha gelmez. Ne yaparım en ufak bir ayrıntıyı hatırlayamazsam. Belli belirsiz bir sureti hayal etmek istemiyorum. Hatırlaya-ma-ma-ktan korkuyorum!
Susuyor, gözleri hafiften dolmaya başlıyor. Fırtına habercisi birkaç damla dökülüyor. Başlıyor konuşmaya,
“keşke” diyor,
“engeller” diyor,
“olmuyor!” diyor,
“bir şey bir kere olmazsa olmuyor” diyor,
“bazen aşklar, imkansız aşklar kalbe kilit vurup saklaması bile günah belki” diyor,
“ama arada o imkansızlıklar olmasa belki herkesten çok seveceksin belki birbirini belki de sen onu” diyor…
Gözleri doluyor, artık bakamıyor değil gözlerimin içine, bana doğru bakamıyor.
“belki herşeyden çok sevmişsindir, belki herkesten önce sevmişsindir yani ama zaman geçti mi geçiyor” diyor…
Ne oluyor! Allah’ım neler hayal etmiştim halbuki, böyle olmamalıydı. Halbuki ellerini tutacaktım, bunca sene onu ne kadar çok sevdiğimi anlatacaktım.
Durmuyor, devam ediyor…
“Eğer o gün, o saat, o dakika yoksa hiçbir zaman olmayacak demektir çünkü geriye dönmek imkansız” diyor
Ne de olsa aşk bir hayal,
Aşk şizofreni,
Seven şizofrendir,
Aşk bir kabus,
Sevilen kötü adam…
Ertelenmiş hayaller, aşklar, hayatlar yaşıyoruz. Belki bir gün, belki hiçbir zaman olmaması kaydıyla. Geleceğe sarıyoruz hayatı. Sormuyoruz, sorgulamıyoruz “Neden, niye bugün değil? Neden?”
Şimdinin suyu geçmiş gibi herşeyi daha sonraya, zamanı belli olmamak kaydıyla, erteliyoruz. Bunun üzerine bir çok söz var. “Şimdi yapmadığın ufak şeyler, ileride pişmanlıkların olabilir” gibi…
Neden erteliyoruz bunun nedenini hiçbir zaman bilemeyeceğim. Bizi alıkoyan nedir mutluluktan, hiç kimse bilmiyor…
“Neden?” sorusunu sorma, cevabı yok, bahaneleri var, korkular var, önyargılar var…
Korkağız hepimiz!
En çok korktuğumda yıllar sonra, bir yerde hiç olmadık bir zamanda kalbimin üzerindeyken aşkın korları, onu karşımda görmek…







Bir Cevap Yazın