Diyorlar ki,

Derdin var,

İçin sıkkın,

Kızgınsın,

Ama;

Konuşmuyorsun!

Anlatmıyorsun!

Evet, anlatmıyorum

Evet konuşmuyorum

Neyi konuşayım? Neyi anlatayım? Nereden başlayayım?

Neden mi?

Dilim zehirli benim!

Bir konuşmaya başlayınca kin kusuyorum. Biriktirdiğim tüm öfkemi kusuyorum.

Hata!

“Söylesen zamanında, kızdığın anda” diyorlar…

Ya-pa-mı-yo-rum!

Yapım, doğam bu!

Çünkü biliyorum, ne kadar konuşsan da, ne söylesen de insan doğası bu değişmiyor…

Yine aynı yerden yaralıyor seni.

Bu yüzden susuyorum, biliyorum çünkü yaralanmayı, utanmayı, rezil olmayı.

Kimseyi utandırmak, yaralamak ve rezil etmek istemiyorum!

Çünkü ben dalgasız denizi arıyorum,

Yani imkansızı!

Bilmiyor muyum terslemesini, azarlamasını, cevap vermesini…

Elbette biliyorum hem de en güzelinden,

Ama yapamam!
Kırılır, küser, içime döner, susar, otururum.

Çünkü,

Ne olursa olsun, insanların içinde bir ego virüsü yattığını,

Çıksa da, çıkmasa da çıkar aradıklarını,

İnsanların düşünmediklerini, hep senin düşünmeni beklediklerini,

Herkesi olduğu gibi kabul etmeyi, ama herkesin seni olduğun gibi kabul etmediğini,

İyilik yapıp, denize atmayı, Malik’e devretmeyi,

Anladım!

Varsın, olsun yalnız kalayım ama artık canım yanmasın.

İncitmesinler, zarar vermesinler!

Çünkü,

Ne kadar incinir, kırılır ve üzülürsem o kadar içime kapanıyorum!

Belki imkansız…

Ama biliyorum bir yerlerde beni anlayan birileri çıkacak karşıma.

Bir Cevap Yazın

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Trending

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin