“Ebedî bir şifâdır,evlenmek.”

A.Hamdi TANPINAR

Tanpınar ne güzel demiş değil mi? Şimdilerde de evlilik  acaba bir şifa mı? Şifayı geçtim ebedi mi?

Yaş büyüdü haliyle artık bir kademe daha atladık, artık ben ve yaşıtlarım için “Çıkıyorum” seviyesi geçildi ve sırayı “Ciddi düşünüyorum” gibi ifadeler almaya başladı. Hatta çoğu “Nişanlılık” seviyesine bir kısmı “Evlilik” mertebesine ulaştı. Etrafımda bunlar olurken, evlenme fikrine kendini hiç hazır hissetmeyen ben, yavaş yavaş “Artık zamanı geldi!” düşüncesinin bariz olmayan baskısı ile bu fikre kendimi alıştırmaya çalışıyorum.

Tabii bu seviyeye geçtiğimizden olacak, büyüklerde artık “Erkek arkadaş seçiminde dikkat edilmesi gereken”-lerden çok “Evleneceğin adamı seçerken dikkat edilecekler…” öğütleriyle yoğuruyorlar.

Ben hiçbir zaman evlilik fikrine karşı olmamıştım zaten. Hatta mümkünse çıkmadan, erkenden evlenmek fikridir bana mantıklı gelen. Evlilik dendiği zaman bana zor gelen ailemden ayrılıp, kendi ayaklarımın üzerinde durma düşüncesiydi. Bambaşka ailelerden, düzenlerden gelmiş iki insanın bir olmaya çabalama fikriydi…

Şu yaşıma kadar çıktığım biri olmadı. Başlarda kendi seçimim değildi kabul ediyorum çok istemiştim ama insanları tanıdıkça kendi seçimim olmaya başladı.

Bazı insanların hayatlarında hassas oldukları konular vardır onlara daha bir ihtiyatlı yaklaşır, o konuyu daha ince eler sık dokur. Evlilikte benim için böyle bir konu. Ben bu ilişki konularında deneme yanılmadan çok gözlemlemeyi ve büyük tavsiyelerinden yararlanma işini daha güvenilir buluyorum. Neyse…

Sadece büyüklerle değil tabii, artık arkadaşlarımızla olan konularımız da evlilik!

Geçenlerde en yakın arkadaşlarımdan birinin nişanına giderken avukat adayı bir başka yakın arkadaşımla boşanma davalarından konu açıldı, adeta nutkum tutuldu! Net bir suçlu kesim yok. Kadını olsun erkeği olsun işin cılkını çıkarmışlar. “Arkadaş,  bu nasıl bir ortam birbirini boynuzlayan boynuzlayana…” dedim içimden. 10 senelik evliler mi dersin, en yakın arkadaşlarının eşleri mi dersin, ne istersen var! Zaten duyuyorduk ama duyduklarımız dedikodu, eklenip anlatılan hikayeler, uydurmadır diyordum resmen duyduklarımız kesilip kesilip anlatılmış halleriymiş!

Nişan töreni boyunca konuştuklarımız, onun anlattığı hikayeler geçti durdu aklımdan. Şu soruya bir cevap bulamadım “Neden?”

İlk gelen sorular;
“Neden evlendin?
Neden aldatıyorsun?
Neden saklıyorsun?
Neden o adamın/ kadının hala koynunda uyuyorsun?
Neden boşanmıyorsun?”

Bana anlatılan evlilik, bir hayat kurma, sevdiğin bir şeyler paylaşmaktan zevk aldığın karşı cinsten biri ile ortak bir hayat kurmaydı. Ne değişiyor? Neden insanlar çok büyük heyecanlarla bir araya geldikleri insanları en hassas noktalarından vuruyorlar?

Düşünsene evleniyorsun kim bilir ne hayallerle, bir yuva kuruyorsun, o sevdiğin kişiden her baktıkça onu hatırlatan bebeklerin oluyor, onların emek vererek büyütüyorsun sonra?

Sonrası büyük hezimet! Tüm bunları düşünürken bir de en kötüsünü benim başıma geldiğini düşündüm, düşünmez olaydım. Kendimi ruh ve sinir hastalıklarında tedavi görürken kendime geldim.

Peki ne yapacağız?
İnsanların alnında ne olduğu yazmıyor ki!

Nasıl güveneceğiz insanlara, nasıl aynı yatağa gireceğiz? Var mı bir cevabı bunun?

Tam da evliliğin büyüsüne kendimi kaptırmışken yeniden korkularım belirdi. Halbuki ben neler hayal etmeye başlamıştım. Hayallerim yüzünden daha çok uyumak istemeye başlamıştım. Yeniden bir korku sardı içimi zaten insanlara güvenim yok. Zaten kolay kolay teslim edemiyorum kendimi birine, zaten kolay ısınamıyorum şimdi tüm bunlar yeniden içimde hortlamışken nasıl yeniden kendimi evlilik fikrine  ısındırıcam?

Ve Müg’z hayaller alemine dalar…

İyi geceler…

Yorumlarınızı bekliyorum=)

Bir Cevap Yazın

, , , , , , , , , , , , ,

Trending

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin