Her ne kadar bir araya gelince kapışsak bile, onların kılına zarar gelsin istemem. Ne anne, ne baba… Hepsi gidiyor ama geriye bazen hiç birarada bile barınamadığın, canının yarısı tatlı belalar kalıyor…
Herşey onlar için olsun, yaşayamadıklarımı onlar yaşasın, yanımda olsun da istediği şımarıklığı terbiyesizliği yapsın… Kardeşlik bambaşkadır. Hele ki büyüksen, anne baba olmanın sorumluluğunu yarı yarıya taşıyorsan, tadı bambaşkadır…
Bu kadar kardeşlikten sonra sizlere sımsıcak bir kardeşlik hikayesini anlatan kitap tavsiye edeceğim…
Fransız edebiyatının popüler kadın yazarlarından Anna Gavalda, yeni kitabı “Güzel Kaçak”ta farklı kişiliklere sahip, sıra dışı dört kardeşin ilişkilerine mercek tutarken, insanın kendini yenilemesi fikri üzerine de eğiliyor.
Kardeşler yakın bir akrabalarının düğününe davet edilirler, ancak sadece üçü katılabilir bu düğüne. Ağabey Simon karısıyla birlikte iki kız kardeşini alarak yola çıkar. Yol boyunca arabada hepsinin birbirleriyle ilişkilerine şahit oluyor ve geçmişlerine uzanıyoruz.
Simon, Lola, Garance ve Vincent’ın anne-babası 68 kuşağının özgür ruhlu insanlarındandır. Çocuklarını da bu anlayışla büyütmüşlerdir, dolayısıyla dört kardeş biraz toplumdışı kalmışlardır. Bu özellikleri onları birbirlerine iyice bağlamıştır. Düğünün yapılacağı yere geldiklerinde, ani bir kararla, kimseye haber vermeden en küçük kardeşleri Vincent’ın mevsimlik rehber olarak çalıştığı şatoya gidip onu görmeye karar verirler ve gizlice kaçarlar. Vincent’ın çalıştığı şatoda bir gece hep birlikte kalırlar, ertesi gün de dördü beraber kırlara giderler. Birbirlerini, bir arada olmayı çok özlediklerini fark ederler ve çocukluklarında, gençliklerinde olduğu gibi mutlu bir gün geçirirler.
Soğuk havaların iyice kendini gösterdiği bugünlerde içinizi ısıtacak bir hikaye için Doğan Kitap’tan çıkan “Güzel Kaçak”ı öneriyorum… 
Sizlerle kitaptan bir bölümü de paylaşıyorum…
Hiç konuşmadan arabaya bindik. Carine ellerini dezenfekte etmek için çantasından alkollü mendil çıkardı.
Carine kalabalık bir yerden çıkarken her zaman ellerini dezenfekte eder.
Çünkü Carine mikropları görür.
Mikropların kıllı küçük ayaklarını ve korkunç ağızlarını görür.
İşte bu yüzden asla metroya binmez. Trenleri de sevmez. Ayaklarını koltukların üzerine koyan ve burnunu karıştırıp sümüğünü koltuğun koluna süren insanları düşünmekten kendini alamaz.
Yazar Anna Gavalda hakkında…
1970 yılında Boulogne-Billancourt’da doğdu, edebiyat öğrenimi gördü. Bir Bekleyenim Olsa adlı öykü derlemesiyle büyük başarı kazandı. Yazarın Onu Seviyordum ve Bir Aradayız, Hepsi Bu adlı romanları da Doğan Kitap tarafından yayımlandı.Yazarlığın yanı sıra edebiyat öğretmenliği de yapan Gavalda, 90’lı yılların sonunda yazdığı hikâyelerle tanındı. Ardından kaleme aldığı romanlar farklı dillere çevrildi.






Bir Cevap Yazın