Geçen gün oturdum düşündüm, “en son ne zaman üzüldüm” diye?
Sanırım çoook oldu, her konuda!
Ne zaman gerçekten üzülüp ağladım?
Hatırlamıyorum… ( En son ağlamam da sinirdendi zaten…)
Çok yakın zamanda ayrılıklar yaşadım. Çok yakın arkadaşlarımı kaybettim ve konuşmuyorum.
Peki, koydu mu?
Hayır!
Uyudum, uyandım hepsi geçti. Sanki hiç bir şey olmamış, sanki hiç bir şey yaşamamış, sanki hayatıma hiç girmemişler gibi. (Biri dışında. O biri mi kim?? Merak mı ettiniz?? Adı bende saklı 🙂 🙂 )
Bu iyi mi, kötü mü bilmiyorum. Beynim kendini harika bir şekilde onarıyor.
Karşı tarafın ne hissettiğini belki de bu yüzden hiçbir zaman anlayamadım ve anlayamayacağım. Anlamakta işime gelmiyor açıkçası. Ama denemedim mi? Hayret etmedim mi? Kendimi garipsemedim mi? Sizler gibi…
Garipsedim, hayret ettim. Çok denedim, değişmeyi hem de çok… Ama olmadı!
Onlar bana ne hissettiklerini anlatmaya çalıştılar. Onlar anlattılar, hep anlattılar, empati kurmaya çalıştım ama beynim buna izin vermedi. İyi de yaptı sanırım. İncinmemi engelledi hep. Hep karşı taraf zedelendi.
Üzdü, üzdüm, üzüldüler, üzüldü…
Benimki ertesi gün geçti, onlarınki zamanla veya hiç!
Bilirim, bir dostu kaybetmek zordur. Ama bu benim için yine zor olmadı. Ufacık sebeplerle gidenler, hayatımda da olmayabilirlerdi zaten. Kimse için kendimi üzmüyordum, ,üzmedin ve üzmeyeceğim.
İnsanın hayatına giren insanlar ona çok şey öğretir. Bana da sanırım duygusuzluğu öğrettiler. Ben önceden bu kadar tepkisiz, duygusuz, ruhsuz bir insan olduğumu düşünmüyorum.
Ama oluvermişim işte.
O yüzden iyi seçmek lazım…







Bir Cevap Yazın