
“Tamam çirkin değilim ama o kadar da güzel değilim”
“Çok yakışıklı ama bana bakmaz”
“O elbise, onda durduğu gibi bende durmaz”
Bir insan nede böyle cümleler kurup, kendini aşağılasın ki?
Bir insan nasıl kendine bu kadar güvensiz olabilir?
Hele ki, bir kız bunları neden söylesin?
Ben dedim!
Senelerce çok kiloluydum. Bunun fiziksel görünüşümden verdiği rahatsızlıktan çok bana kattığı psikolojik sorunlar çok daha ağırdı. (Daha önce, verdiğim kilolarla ilgili yazdığım yazıyı okumak için tık tık =)
Başarının, sağlıklı düşünmenin, mutlu olmanın ve daha birçok hayata pozitif değer katar unsurun en temel ögesi “kendinle barışık olmak”tır. Bir insan kendiyle barışık olamazsa, hayatı kendine de, beraber yaşadıklarına da zehir eder.
Ama bir insan kendine de durduk yere küsmez!
Kilo vermiştim, hem de çok. Ama hala birşey eksikti. Yolunda gitmeyen birşeyler vardı. O yıllar benden birşey alıp götürmüştü; “kendime güven”. Bununla beraber, şiddetli alınganlık, eziklik ve şiddetli sinir de cabası…
Hiçbir arkadaşım dalga geçmemişti, sadece babam arada küçük dokundurmalar yapardı. Ama hepsinden daha çok koyardı. Bir de çok güzel annemin olması ve benim güzellik tanımımım o olması, kendimi daha da çok kötü hissetmeme neden oluyordu. Kendimin çok farkındaydım ama o boğaza engel olamıyordum!
Daha sonra radikal bir değişiklik yaparak zayıflamaya karar verdim!
Zayıflamıştım, yıllarca hayalini kurduğum her türlü elbiseyi giyebiliyordum, istediğim herşeyi yapabiliyordum ama aynada kendime baktığımda eksik birşey varmış gibi duruyordu. Sanki o tombik kız aynada bana bakıyordu, göremiyordum o tığ gibi kızı…
Hala o yılların getirdiği güven eksikliğinin bazı kırıntılarını atamadım üzerimden. Öyle kolay geçmiyormuş, yani sadece kilo vermekte değilmiş keramet. Mesela biri güzel olduğumu söylediğinde inanamam ve içimden sürekli “Acaba neden böyle düşündü?” diye sorar dururum. Karşımdaki kişinin bunu gerçekten düşünmüş olabileceği geçmez içimden. Yani önce kendime sonra da karşımdakine güvenmem.
“Bu nereden geldi Allah aşkına?”
“Nereden çıkardım şimdi bunu, kaç sene geçti?” diye soranlar olabilir.
Birkaç saat önce Facebook’ta İlkay Hocam bir yazı paylaşmış. Hayatı boyunca çok kilolu olan 18 yaşındaki Mari Cruz, “I Oppose Bullying” (Türkçeye tam anlamıyla çevirebilecek miyim emin değilim ama “Hakir görmeye karşıyım” gibi birşeye denk geliyor) adlı bir Facebook grubunun duvarına kilolu olduğu dönemde yaşadıklarını yazmış. Arkadaşlarının onu nasıl görmezden geldiğini, onunla nasıl dalga geçtiğini, hatta babasının bile kilosuyla ilgili bir arkadaşıyla otururken espiriler yaptığından bahsetmiş. Dersleri daha da kötüye gitmeye başlayınca en sonunda okuldan ayrılmış. Daha sonra Mari’nin canına tak etmiş ve ağzına tek gram koymamaya başlamış. Fakat böyle yapınca kendini daha kötü ve bayılacakmış gibi hissettiğini farketmiş. Kızımız bu yola baş koymuş ve bir spor salonuna yazılıp, sağlıklı besinler tüketerek yoluna devam etme kararı almış.
Mari kilo verdikten sonra artık çevresindekilerin ona eskisi gibi davranmadığından, bir yere girdiğinde kimsenin onunla dalga geçmemesinden ve hayatındaki bir sürü değişiklikten bahsetmiş. Mari şimdi taş gibi ama şu anda etrafındakilerin onunla dalga geçmesinden kaynaklı “kendine güvensizlik” yaşıyormuş ve Mari diyor ki:
“Şimdilerde eskiden yaşadıklarım yüzünden kendime güvenim yok ama benimle dalga geçen tüm insanlara teşekkür ediyorum çünkü onlar olmadan bugünkü kadar güçlü olamazdım”.
Yani diyeceğim o ki, bir kadını güzel yapan ne kilosu, ne gözleri ne de başka birşey! Bir kadını güzel yapan kendine olan güveni!
Bir diğer diyeceğim de, bunu okuyanlardan aranızda bu problemi yaşayan varsa, aynada baktığınızda çirkin birşey gördüğünüzü sanıyorsanız, yanlış sanıyorsunuz! Aynada baktığınız kişi taş gibi ve her istediğini yapabilecek kararlılıkta, güçlü biri!
P.S: Son bir dipnot, “O bana bakmaz!”, “Beni beğenmez” deyip, mutlu olma fırsatını kaçırmayın=)
Müge…






Bir Cevap Yazın