İstersem yanında saatlerce kalayım,
İstersem her gün, her saat konuşalım,

Kendimi anlatamam ben!
Birçok kez de anlayamam…

İma edemem,
Yalan da söyleyemem,

Ama yazarım,
Kendimi bildim bileli yazarım,
Yazarak anlatabilirim.

Çünkü ben heyecanlıysam,
İçimde söyleyecek çok şey varsa,
Konuşamam,
Anlatamam,
Söyleyemem,
Hissederim, hissettiremem,
Basiretim bağlanır,
Susarım,
Düşünürüm,
Bazen de saçmalarım…
Farkına varırım,
Farkındayım da,

Ama,
Trene bakarım, bakar dururum,
Her şey geçer gider,
Sonra pişman olurum,
”Keşke” derim…

Kalbim başka çarpıyorsa eğer seninle,
Anla ki, saflığın son safhasındayım,
Kolay kandırırsın,
Kolay aldanırım,
Kolay inanırım…

Çabuk öfkelenir,
Çabuk dinerim,
Zor alışır,
Zor vazgeçerim,

Kimseye kendimi anlatamadım, anlatmadım.
Korktum, güvenemedim.

Çünkü ben;
Kimi sevdiysem kaybettim.

Çünkü ben;
Kimi sevdiysem, sevdiğim kadar sevilmedim.

Çünkü ben;
Kime değer verdiysem, değer verdiğim kadar değer görmedim.

Çünkü,
Tüm her şeyden sonra “Bunların hiçbiri bana layık değil” demiştim çoktan ve buna en içten duygularıma inanıp, altına imzamı bile atmıştım.

Güçlü olmak adına ben hislerimi köreltmiştim.
Bunu yazarken bile, aklım bir yandan beni azarlıyor “Yazma!” diyor.
Kalbim başka, aklım başka şey söylüyor, bir yanım “Hadi” bir yanım “Dur” diyor…

Çok büyük konuşmuştum ben, “Bir daha asla!” demiştim hâlbuki.
Gözlerimi daldıran, şebek gibi güldüren, anlamsız anlamsız konuşturan, ne hissettiğimi bilemediğimden midemi bulandıran, gözlerimi karartan şeyi uzun zaman olmuştu yukarılarda bir yerlere kaldıralı.

Hatta o kadar unutmuştum ki onu, yan etkilerini yaşayanlarla dalga geçer, onları hafife alırdım. Keşke yapmasaymışım, şimdi onları yapacak yüzüm yok.

Kendime yasak bile koymuştum!
Her şeyi bıraktım, belki başka bir yer iyi gelir, yaşadığım kötü ne varsa unuturum diye kaçtım. Geçene kadar gelmeyecektim. Öyle bir zamanda çıktın ki karşıma, inanamadım, anlamazlıktan geldim, anlamak istemedim ama inandırdın, anlattın.

Sen beni çoktan kandırmışsın…

Bazen, o her daim didiştiğimiz aklım, “yeter” diyor, öyle kuvvetli ki, “yettiriyorum” sonra yine bir “keşke” diyorum. Ve bir anda yine sen tutuyorsun, çıkarıyorsun, aklımın tuzağından…

P.S: Bir ruh hastasını, ancak başka bir ruh hastası anlayabilir. Yalnız ben çabuk pes ederim, çabuk incinirim, birinin güçlü olması lazım, o da sen olur musun?

Müge…

“Bir ruh hastası’na…” için bir yanıt


  1. yüreğine sağlık. yaşadıklarımın başka biri tarafından dillendirilmesi ilginç.

Bir Cevap Yazın

, , , , , , , , , ,

Trending

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin