“Hayat kısa…
Kuralları yık, kolay affet, yavaşça öp, kalpten sev ve;
Yüzünü güldürmeyi başaran hiç bir şeye sırtını dönme.”
Hz. Mevlana

wpid-000031061

Uzun zamandır kendimi çok sorguluyorum. Eee hafiften yaş almaya başlayınca insan, ister istemez geriye dönüp bakmaya başlıyormuş. Gençlikte onlarca yıl sonrasını iple çekerken, yaş aldıkça bir dakika öncesini yaşayabilmek herşey oluyormuş.

Sorgulayıp, düşündükçe kendime çok kızıyorum. Gurumla, kendimle savaşırken mutluluk adına o kadar çok fırsat kaçırmışım ki…

Zamanla savaşıp, geleceğe yatırım yaparken anı kaçırmışım!

Biliyorum şimdi herkes “Çok değil daha 24 yaşındasın, önünde uzun yıllar var” diyor. Biliyorum. Daha yolun yarısı bile değil ama insan kaçırdıklarına üzülüyor.

“Onunla olmaz”
“O çok şöyle…”
“O çok böyle…”
“Ben çok şöyle…”
“Ben çok böyle…”

Derken 24 seneyi harcamışım. Peki, ne uğruna?
-…  ?

Peki, ben bunları yaparken ne kazanmışım?
-… ?

Peki, ben mutluluk adına ne kazanmışım?
-… ?

Koca bir hiç! Kalp kırıklıkları, keşkeler, pişmanlıklar dolu 24 yıl!

Neden?

Çünkü yeri gelmiş, gururuma yedirememişim. Yeri gelmiş kendimi ona uygun görmemişim, yeri gelmiş kendimle kavga ederken herşeyi kaçırmışım…

Gerçekten insan dönüp bakınca koca bir “Yazık!” diyor.

Sırf bunlar yüzünden ben;
Kimsenin elini tutamamışım,
Kimsenin “en değerlisi” olamamışım,
Kimsenin hatta kendimin bile ilk aşkı, ilk öpücüğü olamamışım…

İyi mi yapmışım?
Bilmiyorum. Ama genel tabloya bakınca pek iyi yaptığım sonucu çıkmıyor ortaya…

Bir de aşkı sevgiyi büyük işi sanmış, kenara çekilmişim. Soğuk durmuş, kalbimin tüm kapılarımı kapamışım. Düşünsenize kimbilir kaç kişiyi benden öte tarafa kalp acısıyla itmişim. Düşünsenize kaç kişi incinip, gururu kırılıp, aşkını kalbine gömüp boynu bükük içine kapanmış.

Genç arkadaşlar, arkadaşlarım ve büyüklerim; öğüt ya da ders olarak değil ama bir tavsiye olarak şunları söyleyebilirim;
Birinin ahı, illa kötü söz söylerek, inciterek, dil yarası ile alınmaz. Kimbilir ben bu davranışlarımla kaç kişiyi incittim, kaç kişiyi gözyaşlarına boğdum, kaç kişinin ahını aldım…

Düşünsenize seneler sonra aslında şimdilerde sizin de içinizin ısındığı biri “Ben seni sevmiştim…” dese?

Mutluluk adına harcanmış onca sene, onca ay, onca gün, onca saat…

Ya da şöyle mi düşünmek lazım?
O zaman hayırlı değildi, kısmet değildi…

Bence burada kendi yanlışımızı biraz kaderin, kısmetin üzerine atıyormuşuz gibi geliyor.

Bilemiyorum!

Ama son senelerde inandığım;
Mutlu olabilme şansını hiçbir zaman, ne uğruna olursa olsun, ertelemeyin! Yıllar sonra yanınızda sizi tebessüm ettirecek gururunuz, paralarınız ya da başarılarınız olmayacak! Yanınızda olacak, sizi daha çok hayata bağlayacak olanlar; kalbinizi titreten, tatlı tatlı tebessüm ettiren mutluluklarınız olacak!

Böyle düşünmemi sağlayan, beni daha cesur olmam için cesaretlendiren anneme ve zuzuma teşekkürler…

Müge…

Bir Cevap Yazın

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Trending

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin