Güzel kız arkadaşlarınızı, yakışıklı erkek arkadaşlarınızı sevgililerinizle, sözlülerinizle, nişanlılarınızla, kocanızla tanıştırmaya çekinenlerden misiniz? Buradan buyrun…

Seneler önce hiç unutmam, bana kardeşlerimden yakın bir dostumla evlilikten konuşuyoruz, muhabbet bir yerden evde çalışan, bizlere ev işlerinde yardımcı olan hanımlara geldi.
“Ben evimde güzel kadın çalıştırmam” dedi.
Ben de “Neden?” diye sordum.
Bana verdiği cevap; “Adamı kendi ellerimle başkasına mı vereyim, aklını mı karıştırayım” dı.
O an anlam veremedim. “Ne alakası var? Ben çalıştırırım. Yani kadın güzel diye iş mi vermicez? Niye bu önyargı?” dedim.
“Haniz kusura bakma ama çok safsın” dedi.
Bu onun düşüncesidir, saygı duyarım. Ama bu düşüncenin altında yatan, adamın etrafında aklının kayabileceği kim varsa temizle! İzole et! Tamam sen izole ettin, şimdi adam hiçbir yere bakmayacak.
Oldu!
Bu düşünce, güzel kız arkadaşlarını ya da yakışıklı erkek arkadaşlarını sevgilinle, sözlünle, nişanlınla, kocanla tanıştırmamakla aynı mantık. Burada da altında yatan, adamın ya da kadının aklı kaymasın!
Ya da diğer bir olasılık, etrafımdaki arkadaşlarıma güvenmiyorum!
Birincisi o adam ya da kadın senin her neyin oluyorsa, aklı kayacaksa, senin kız arkadaşlarına ya da erkek arkadaşlarına gelene kadar zaten sokakta onca insana kayacak. Dışarıda ne yaptığını takip etmediğin sürece hiçbir zaman bilemeyeceksin zaten. He bir de o adamın ya da kadının aklının kayacağından şüphe ediyorsan, kusura bakma ama asıl saf ayakta uyutulan sensin.
Eğer sorunun ikincisi ise, yani arkadaşlarından şüphe ediyorsan, onlar senin arkadaşın filan değil, avcılar. Öyle arkadaşlık mı olur be? Güvensizlik, arkadan vurma ile dolu, içi boş arkadaşlık!
Başıma gelmedi mi?
En sağlam kazığı yedim, kız benden güzel miydi?
Bence hayır!
Hoşlanıyordum, belki güzel şeyler yaşayabilirdik ama olmadı!
Araya parazit girdi…
Ne yapsaydım? O kızla saçma sapan yarışa girip, onun seviyesine mi inseydim?
Bu da çok saçma!
Ben biraz oluruna bırakma taraftarıyım…
Şu an ikisi de hayatım da yok, ama yaşadığım huzurun tarifi de yok!
Ama şimdi kime kızayım ben?
Arkadaşım dediğim insana mı?
Kendime mi?
İşte böyle böyle azalıyor, insanlara karşı güvenimiz…
Ben hala yıllar önce, evde çalıştırılacak kadın muhabbetinde savunduğum şeyi savunuyorum. Çünkü eğer o adam ya da kadın, öyle ya da böyle aklı kayacaksa, zaten kayacak. He ben evet, elimle onun yakınına getirmiş oluyorum.
Doğru!
Şimdi benim sanırım karakterimden kaynaklanan değişik bir yapım var, en yakın arkadaşlarımın eğer sevgilileri varsa varsa, muhabbetime ayar veririm, 10 arıyorsam 1 ararım. Özel günler dışında ya da acil birşey yoksa çok fazla mesaj atmamaya çalışırım. Çünkü aramızdaki sulu muhabbeti sevgililerine, sözlülerine, nişanlılarına ya da eşlerine anlatmakta, açıklamakta zorluk çektikleri an, hemen bir fitil ateşlenip bir tartışma çıkacağını düşünürüm. Yani olursa da çok haklılar, çünkü artık kimse, kimseye güvenmiyor. Hani kanka ayağı, … ayağı muhabbeti var ya, o herkesin düsturu olmuş.
Aslında dışarıdan bakıldığında ne kadar saçma ama maalesef öyle…
Gerçekten bu zamana kadar çok yakın erkek arkadaşlarım oldu ama hiçbiri hakkında öyle düşünemedim. Çünkü onlar benim arkadaşlarımdı. Yani arkadaşın bana göre cinsiyeti yoktur, olamaz! Ama sınırını bileceksin arkadaş! Yani kanka ayağı muhabbetini destekleyecek o kadar çok örnek var ki. Bu konuda iki tarafa da hak veriyorum…
Neyse…
Kimse kimseye güvenmiyor artık!
Herkes çok haklı neler duyuyoruz…
Şu an çok büyük konuştuğumu sanmıyorum!
Kendi adıma konuşmak gerekirse, çok güzel değilim, yani benden zilyon kez güzel kızlar var etrafta ama ne yapalım? Adamı da kendimi de eve mi kapatayım? Bu kendime çok güveniyorum anlamına da gelmesin. Bu tamamen karşı tarafa duyacağın güvenle alakalı.
Hani bir laf vardır; “Sevdiğini serbest bırak dönerse senindir dönmezse zaten hiç senin olmamıştır” diye. Yani serbest bırakmakta değil, ama eğer bu adamın ya da kadının aklında böyle birşey varsa, ne yaparsan yap, onu tutamazsın zaten!
Bir de şöyle bir gerçek var, eğer o adam ya da kadının aklı kayacaksa, buna inanıyorsan, güvenmiyorsan neden yanında?
Bu rahatlık ya da ilgisizlik de değil bana göre.
Peki, bundan sonra zarar gelmeyeceğini bile bile karşımdaki insana gereksiz kıskançlıklar yapıp, onu daraltayım mı?
Bu da çok saçma…
Oraya gitme buraya gitme. Sanki evde denetleyebilecekmişsin gibi…
Kıskançlık benim doğama aykırı, güvensizlik hissettiğim an kaçarım zaten. Birbirimizi gereksiz şeylerle üzeceğimize, herkesin kendi yoluna gitmesi daha mantıklı değil mi?
Güvenmek lazım herkesten önce karşındakine…
Artık güvenmemiz lazım birilerine, güven vermemiz lazım karşımızdakilere…
Yanlış düşünüyor olabilirim ama benim de düşüncem bu guys…
Müge…






Bir Cevap Yazın