“Sanki gerçekmiş gibi rolünü oyna, olmak istediğin herşeyi olabilirsin”
Max REIHARD
Hayaller kurarım ben, kocaman sahnelerim vardır benim, uçsuz bucaksız…
Hayal kurmak, başlı başına bir iştir. Sebep her ne olursa olsun, mutlu ya da mutsuz olsanız bile, kendi kendinize kaldığınız bir anda bir sahne gelir gözlerinizin önüne…
Herşey o an’da başlar.
Bir anda yüzünüzde bir tebessüm belirir birden bire.
İyi ya da kötü ne olursa olsun, uzaklaşırsınız tüm dünyevi gerçekliklerden bir anda.
Herşey o sahne ile başlar. Sonrası, vaktiniz olduğu sürece sizin istek, dilek, arzularınızla şekillenir. Kendinizi kısa ama soluksuz bir masalın içinde bulursunuz.
Belki, bir holdingde CEO olursunuz,
Belki, çok başarılı bir sanatçı,
Belki, çok yetenekli bir dansçı,
Belki, kitapları milyonlar satan bir yazar,
Belki, Messi’den de ünlü bir futbolcu,
Belki, en genç milyonerlerden biri,
Belki, çok başarılı bir Formula pilotu,
Belki, kıyafetlerini a’dan z’ye tüm ünlülerin kapıştığı bir modacı,
Belki de, bebeğini kucağına almış yeni bir anne,
Belki de, süreklini hayalini kurduğu prensi ile evlenen gözleri ışıl ışıl kadın,
Belki de, hayallerinin prensesi ile evlenen yakışıklı prens,
Belki biri, belki de birçoğu…
Belki okurken, bunlardan biri oldunuz, belki siz kendi hayalinize odaklandınız, yazıdan koptunuz=)
Okuyunca ne kadar güzel geliyor, ne kadar mutlu ediyor değil mi?
Hep merak ederim, “Hayal kurmayan bir insan var mıdır?” diye.
Sanırım yoktur, olamaz…
Tüm hayalkırıklıkları, umutsuzluklar, mutsuzluklar arasında, başka türlü insan kendine nasıl çıkış yolu bulabilir?
Hayal dünyası,
Sınır, kural, imkansızlık yoktur o alemde!
Ne istersen, ne dilersen o’sundur!
David Hume ne demiş bakın…
“Hiçbirşey hayal gücü kadar hür değildir!”
Hatta Einstein demiş ki;
“Hayal bilimden daha önemlidir, çünkü bilim sınırlıdır!”
Bazıları için ciddi mesaidir hayal kurmak,
Ciddi mesai harcayanların bir kısmı,
Bolca müzik dinler,
Bir kısmı bolca kitap okur,
Bir kısmı bolca film izler,
Bir kısmı bolca resim çizer,
Bir kısmı bolca yazı yazar,
Bir kısmı bolca şiir yazar,
Bir kısmı bolca bunların hepsini yapar…
Bence hayal kurmaktan zevk alan,
Sürekli orada takılan, realiteden uzak, orada yaşayanlar başka türlü insanlardır.
Bence, bu bir Allah vergisi yetenektir,
Ya sanatçı olursun,
Ya kafayı yersin!
Ama sonunda, hayallerini eğitebilir, onları geliştirebilirsen, çok faydasını görürsün.
Hep söylerim, hayal kurma eylemine, bazen zorla, bazen de isteyerek sıkça maruz kalan insanlardanım ben. Önceleri herşey çok güzel başlamıştı. Hayal kurmak paha biçilmezdi. Hiçbir lezzet o tadı veremez, hiçbir mutluluk belki beni o kadar mutlu edemezdi. Kelimelerin anlatamayacağı bir alemdi orası…
Sonraları hayallerim beni ele geçirdi, iyi kötü herşeyi hayal eder oldum. Baktım, kötülük hayal aleminin de kazananlarından, kötü hayaller, beni ele geçiriyordu, buna halk arasında “Panik Atak” diyorlardı.
Yasal bir cezai ehiliyeti yok ki, bunun yasal kullanma yaşı yok ki, kuralı, yasası yok ki…
Eee böyle olunca, toy halinle hapsolursun hayallerine.
Bu gerçekte yaşadığın tüm mutlulukları, iyilikleri de etkiler, kısacası kullanmasını bilemezsen, bir dur diyemezsen, hayaller o kadar da mutlu bitmez!
Bitmemişti de, hiçbiri…
Sonra bir gün dedim ki kendime; “Madem böyle bir yeteneğin var, bunu daha iyi şeyler için kullansan?”
O gün, kendime bir söz verdim ben,
Hayallerimi eğitmeye…
O gün canımın ne zaman isterse bitireceği, bir kitabın ilk satırlarını yazdım!
O gün, iyi hayallerimin bir parçası olan, ilk sahnenin, ilk adımını attım!
O gün, bir hayal kurdum ben, belki film olacak bir hikayenin ilk satırları ile başladım!
Bakalım, hayaller beni nereye götürecek?
Bakalım…
P.S: Sakın hayal kurmayı ihmal etmeyin, ama orada çok fazla da takılmayın. Mutlu sonu gördüyseniz, orada bırakın=)
Sevgiler,
Müge…
Fotoğraf: themoviedb.org






Bir Cevap Yazın