Bilir misin kaçmanın ne demek olduğunu?
Çok sevdiğin birinden kaçmanın ne demek olduğunu?
Yaşadın mı?
Bir kez tutacaksın elimi
Ve ben kaçacağım…
Hiç elinden birini kaçırdın mı?
Tam elini tutmuş sarılacakken kaçtığını gördün mü?
Yandı mı canın?
Bileceksin,
Yanacaksın…
Bir gün,
Sen herşeyi karşına alıp,
Onu da karşına alıp,
Öbürünü de karşına alıp,
Hatta kendini, aklını karşına alıp geleceksin yanıma,
Ben yanında olacağım, tam yanında
İçinden geçen her türlü şeye karşı çıkacaksın,
Bir erkek gibi tutacaksın elimden,
Sertçe, bir anda,
Soğuk denize tüm cesaretini toplayıp atlar gibi,
Bir anda buz kesileceksin,
Tüm vücudunu utancın verdiği
Bir ateş,
Yüzünü, sonunda yapabilmiş olmanın sevincini yansıtan
Bir gülümseme kaplayacak.
Gözlerinde ise aşkının gücünü gösteren bir ışık olacak,
Daha sıkı tutacaksın, inanmak için,
Gözlerimin içine bakacaksın;
“Sonunda!” der gibi,
İkimizde böyle birşeyi bir daha hiç yaşamamış olduğumuzu anlaycak,
Bir anda kendimizi kaybedip, öylece kalacağız
Sarılacaksın, başımı okşayacaksın, derin bir nefes alacaksın benden,
Bir anda,
Bir üşüme gelecek benden sana saracak tüm bedenini,
Ayrılacak bedenlerimiz,
Bakacaksın gözlerimin içine,
Emin olmak için,
Senin yaşadıklarını yaşadığımdan emin olmak için,
Korkutu bir ses duyacaksın,
Göğsümden,
Çatırdayacak önce, sonra bir anda çökecek
Ve gözlerimde bir enkaz göreceksin,
İşte,
O zaman ben kaçacağım,
İşte o zaman bileceksin,
Aşık olduğun birine sadece bir saniye,
Sadece bir saniye de olsa dokunmanın ne demek olduğunu…
O zaman işte,
Sen çok seveceksin,
Ama artık bende biteceksin.
Çünkü benim aşkım
Kalbimin arsızlığı…
Sana bir kez değdiğim an,
Senin de bana aynı hisle dokunduğunu anladığım an,
Bitecek,
Sönecek tüm ateşi kalbimin,
Çünkü benim aşkım sana kavuşamamaktan,
Bende yanan ateş sana dokunamamaktan,
Beni kavuran alev gözlerine istediğim zaman
Öylece derin derin bakamamaktan…
Aşk bu onunki farklı,
Benimki farklı,
Seninki farklı,
Herkesinki farklı…
Kimi bir bakış sürsün ister sonsuza dek,
Bir bakışa kapılır,
Kimi bir tene bağlanır,
Hep ona dokunmak ister,
Kimi bir gülüşe tav olur her saniye,
Kimi sıcak bir yüreğe her hayattan soğuduğunda…
Kimiyse sadece bir anı yaşamanın aşkıyla yanıp tutuşur,
Benim gibi…
Sen ise,
Ben kaçtıktan sonra anlayacaksın,
O bir an’ı…
Sen ise o yaşanan bir anı bir daha yaşayabilmek için yanıp tutuşacaksın,
O titreyen ellerimi arzulayacak,
O korkan benim bir ömür boyu öyle olmasını isteyecek,
Her korktuğumda sarılmak,
Küçük bir kız çocuğunu hakimiyetine alabilmenin verdiği gurur ve onu sıcaklığını arayacaksın her tende…
Bulamayacaksın.
Üzülme!
Çünkü seni de beni de bir ömür boyu,
Bir araya gelebilmemizden daha çok bu ayakta tutacak!
Bulamayacaksın çünkü;
Çünkü o var,
Çünkü öbürü var,
Çünkü hayatımızda arzularımızın dışında bırakamadıklarımız var,
Çünkü öyle bir hal almışız ki biz, o ateşi söndürmek için,
Sen birine,
Ben birine,
Geçer sanmışız ya senelerce,
Ve geçmemiş ya,
Ama onlar?
Ve sonradan bizi bırakmamak için ant içenler?
Ve bizim birbirimizden kaçtığımız güvenli limanlar?
Ben kaçtığımda,
Sen de ona döneceksin,
Ve belki seneler sonra,
Hala tek bir umutla;
Hala dudaklarımızda tek bir kelime; keşke
Kalbimizde tek bir isimle; sen
Aklımızı kaybetmişken sonunda,
Herşeyi unuttuğumuzda,
Söndüremediğimiz o alevin canımızı daha çok acıtacağı
Bir gerçekle,
“Belki bir gün” diye fısıldayacak zaman hep kulağımıza…
İşte sonsuza uğurlandığımızda,
Hesap vereceğiz ya,
Tek birşey için belki de; kırdığımız kalplerimiz için…
Çünkü;
O, öyle güçlü aşkını bile dize getiren biz,
Kendimizden çok onların aşklarını ayakta tutacak vicdana sahibiz,
Parçalanan kalplerimizi göremeyecek kadar kör bir vicdana…
Peki ya tutmazsan elimi diye döndüm, sordum kalbime,
“Ya sebepsizse?”
Ve kabim fısıldadı,
“Yanıyorsan eğer,
Sebepsiz değildir,
Ormanda bilir yangını kimin çıkardığını,
Çıkaran söylemese bile…”
Sevgiler,







Bir Cevap Yazın