“Otokontrol sağlayamayan insanların özgür olması?” sorunsalı…

Açıkçası ilk günlerinden beri en sıkı takipçisiyim her sosyal mecranın. Meraklıyım, seviyorum yeniliği, paylaşımı… Nedeni büyük ihtimalle merakımdan.

İlk bilgisayarımı aldığım günü hiç unutamıyorum. Gerçekten o fare, klavye, kasa ve çevirmeli ağ bağlantımla ben dünyayı fethediyordum. Zaten biraz baskıcı olan babamın tanıdığı tek sınırsız özgürlüktü benim için. Sürekli yeni şeyler peşinde koşuyor, sürekli yeni sayfaların, şarkıların ve müzik videolarının keşfi içerisindeydim. Bütün gün onun karşısında okuyor, okuyor öğreniyordum.

Derken anlayamadığım bir hızla, bende bu yolun üzerindeyken yol adeta yürümeye ve daha sonra koşmaya başladı, hepimiz üzerindeyken.

Ben teknolojinin ilerlemesini bir otobanda seyreden trafiğe benzetiyorum. Biz o yolun üzerinde araçlarımızla; yani bilgisayarlarımız ve diğer elektronik cihazlarımız sayesinde ilerliyoruz.

Derken herşey çok gelişti. Yani yol altımızdan bir anda kaymaya başlayınca tabii biz de bir sersemledik, o hızla hakimiyetini kaybedenler, neye uğradığını şaşıranlar ve yağmurlu havada makasa kalkan aklını kaybedenler de oldu.

Uzun süredir müzdaribim, bu özgür alanda bile kimse kimseyi rahat bırakmıyor. Hani bir yanlışın birçok canı yakar ya trafikte, işte o hesap.

Heryer bozulmuş, internet alemindeki her alanda sıkıntı var. Bir tek LinkedIn sağlamdı, sonuçta kariyer alanı diyorduk ki, son zamanlarda burası da bozuldu. Hem de neredeyse tüm üyelerinin iyi eğitim / öğretim almış olduğunu düşündüğümüz kesim…

Ben oldukça safımdır. Aslında saflıkta değil, ilk anda karşımdaki insandan ne geleceğini hissederim ama yine de güvenmek isterim her defasında bu nedenle tüm o düşüncelerimi bir köşeye koyar hareket ederim. Derken yine onlar alnıma eşek yazar kaçarlar, o ayrı fakat biz insanlar, çok üzülerek ve çekinerek söylüyorum ama özgür olmayalım!

Ben iş ağımızı genişleteceğiz sanmıştım! 
Durum şu; ben gerçekten tüm iyi niyetimle, ileride iyi bir iş ağı sağlayabilmek adına, gelen tüm bağlantı taleplerini iyi niyetimle kabul ediyorum, çokta tanımadığım insanın talebini kabul ettim. Fakat geçenlerde gerçekten ayıp bir isimli kullanıcı adına sahip kullanıcının, iş kısmında yazan açıklamasını söylemiyorum bile, eklemesi ile bir daha tepem attı. Bunun yanı sıra gelen mesajları saymıyorum bile. Abuk subuk tonla mesaj…

Hani Facebook’un ilk açıldığı günlerde gelen mesajlar gibi. Kusura bakmayın şuursuz, ne idüğü belirsiz mesajlar. Sallamamak elde değil.  Ha yolda laf atmışsın, ha oradan buradan mesaj sallamışsın aynı şey!Çünkü insanın tepesi atıyor. Bir kez daha anlıyorsunuz, dünyanın neresinde olursa olsun, erkek hep erkek… Hep kendinde bir kadına asılacak cürreti bulabiliyor. Yanlış anlamayın, efendi gelen ve gerçekten iyi niyetle bir talepte bulunanlara değil laflarım. Öyle mesajlar geliyor ki, gerçekten bazen profilimi deşiyorum “acaba sıkıntı mı var bir yerde? diye…

Biliyorum bazılarınız başlığı çok ağır bulacaksınız, bazılarınız “he şimdi bunu söyledin, yasaklarlarsa?” benden bileceksiniz. Ama gerçekten tek özgür olabildiğimizi sandığımız bu alanda gerçekten özgür ve huzurlu olabilsek?

Şimdi bunu yazdım diye de “aman mesaj atmak istiyorum ama laf yemeyelim” demeyin. Gerçekten birçok insanla konuşmuşluğum, bu platform üzerinden iş yapmışlığımda var, özellikle son bir senedir.

“Eee bırak o zaman Müge sende…” diyor olabilirsiniz ama hayır, inatla çıkmayacağım, hiçbir sosyal mecradan kopmayacağım. Çünkü benim dünya ile iletişimim yanı sıra bilgi akımımı da sağlayan birşeyden kendimi mahrum etmeyeceğim!

Ama baş koyacağım bu sistemin değişmesi için! Çünkü bu sıkıntının nedeni hayatımızdaki değişimlerin yansıması. Maalesef bunu çekinerek söylüyorum ama; biz insanlara özgürlük mözgürlük kusura bakmayın yaramıyor.

Bunun nedenleri kişisel tecrübelerime istinaden; bir yetersiz aile terbiyesi, iki sadece öğretimle insan olunacağını düşünmek, üç erkekliğin herşey olduğunu düşünmek.

Benim için iş yaşamıymış, ev yaşamıymış hiçbir farkı yok.Hiçbir yere eğer düzgün bir insansanız maske takıp girmek zorunda değilsiniz.

Şimdi bunları kimseyi itham altında bırakmamak için açıyorum;

Bir: Yetersiz Aile Terbiyesi!
Farkındaysanız, günümüzde hadsiz insan, hadsiz okumuş insan oldukça fazla. Şöyle bir örnek vereyim, geçtiğimiz günlerde bizzat yaşadım. Ne demek istediğimi bu örnekle daha rahat anlayacaksınız. Bir büyüğümüzü ziyaret etmeye gittik bayramda. Oturuyoruz, yaşlılar ve bayram konsepti altında bir gün geçiriyoruz. Bizimle birlikte bir aile daha var. Kızları iyi bir üniversitede okuyorlarmış, yaşı da benden küçük. İyi bir üniversitede okumasının yanısıra iyi de bir oturma kapasitesi var. Çünkü ben tüm oturduğumuz süre boyunca misafirlerle ilgilenirken, hanım kızımız tüm ihtişamı ve iyi öğretim kapasitesi ile oturdu. Birincisi benim, “o benden küçük, yapacak tabii” gibi bir kriterim yok. Karşında o kadar insan varken, onlar kendilerini paralarken sen oturamazsın, ayağına hizmet bekleyemezsin yaştan değil, insanlıktan. İkincisi istersen Harvard’da okuyor ol, benim umrum değil, çünkü iyi bir okulda okuyor olmak seni kimseden üstün kılmaz, karşındaki büyüklerden bile… İşte maalesef toplumlardaki bu iyi okul algısı sayesinde, ailelerin tavrı; “benim kızım/oğlum şurada okuyor, kahve mi yapacak?”, “benim kızım / oğlum bu kadar emek verdi, fotokopi mi çekecek?” yeri gelince hanım, hepsini yapacak. Çünkü senin kızın / oğlun bir yere gelmek istiyorsa, bunların hepsini önce kendi yapmasını öğrenecek, önce yönetilecek ki, yönetmeyi öğrenecek. Yani kimsenin incileri dökülmüyor, korkmayın. Bunu unutarak söyleyeceğim fakat; benim ailemdeki kimse yüksek hayat standartlarıma rağmen, bir prenses muammelesi yapmadı, iyiki de yapmamış. İyiki de beni böyle yetiştirmişler. Çünkü ben yeri geldi çalıştığım yerde çöpte topladım, yeri geldi en önemli kararları da aldım, yeri geldi hatam yüzünde yüzüm kızardı, yeri geldi başarımla insanların göğsü kapardı. Ama kimseyi insanlığımdan utandırmadım!

İkincisi: sadece öğretimle insan olunacağını düşünmek!
“Ayyyy bilmem kimin çocuğu günde bilmem kaç bin soru çözmüş şu okula girmiş…” Her üniversite dönemi annelerinin #tt’si. Çünkü dünyanın her yerinde değerlendirme kriteri öğretim. Çünkü herkes herhangi bir üniversiteden mezun olan insanın başarısını sorguluyor ama kimse iyi bir üniversiteden mezun olan insanın, insanlığını sorgulamıyor. Kısmet olurda yarın öbür gün bir yeri yönetiyor olursam kendime çok seneler önce verdiğim söz bu, kimseyi başarısına göre değerlendirmemek! Çünkü bir insan eğer bu devirde insan olabilmişse, inanın herşey olabilir.

Üçüncüsü: erkekliğin herşey olduğunu düşünmek!
Bunu artık ben tartışmıyorum. Bu tüm dünyadaki kadınların tartıştığı, artık ben sorunun nereden kaynaklandığını çözemediğim bir sorun. Yani şöyle ki; erkekleri kadınlar mı bu hale getirdi? Yoksa erkekler istedi diye mi kadınlar bu hale geldi? Çünkü ben birçok kadın – erkek ilişkisinde birçok kadının, erkekleri utandıracak nitelikte şeyler de yaptığına tanık olmadım değil…

İşte bunlar olmadığı için, başta ailede başlayan eğitim tamam olmayınca, okulda da alamayınca insanlarda otokontrol mekanizması gelişmiyor. Nasıl olsa kimse görmüyor ki, evet kimse görmüyor o yüzden herşeyi yapamazsın arkadaşım! Nasıl olsa o okulda okudun diye yapamazsın arkadaşım! Sen ne tür bir başarı elde etmiş olsan da, en büyük başarın insan olabilmek arkadaşım, insan!

Saygıyla ve otokontrolle kalın guys,

Müge…

Bir Cevap Yazın

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Trending

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin