Evet, bu yazımda erkeklerden bir şey rica edeceğim. Biraz tartıştıktan sonra durumu hemen anlatacağım.


Bende isterim burada eğlenelim, biraz size guys demek, biraz güldürmek ama son birkaç aydır gerçekten toplumda yüzleştiğimiz şeyler neşemi oldukça kaçırdı.

Her defasında geleceğimi, hayatımı tartıyorum.
Her defasında hayatımdan, neşemden, mutluluğumdan hayallerimden utanıyorum.

İçimde tek birşey var, gerçekten huzurlu yaşadığımız o günleri görmek!

Evet özellikle Özgecan beni çok etkiledi. Bu konuyla ilgili hiçbirşeyi sindiremiyorum! Ama hiçbirşeyi!

Ara ara aklıma geliyor. Yalnız bir sokakta yürürken ya da erkeklerin kalabalık olduğu bir ortama girdiğimde, bu olaydan sonra özellikle kendimi daha da kötü hissediyorum.

Ara ara babasının satırları geliyor aklıma, elim ayağın boşalıyor, beynim uyuşuyor, kanım çekiliyor… Sonra televizyonlarda dönen Filli Boya’nın yayınladığı o boğazıma lokmaları dizdiren SİMSİYAH ekran geliyor. İçim huzura ermiyor!

Ama Özgecan’dan sonra şu bir kez daha kafama vuruldu; hiçbir savunman yok! Çırılçıplaksın karşılarında, ellerin kolların bağlı! Onların insafına kalmışsın!

Sadece Özgecan değil, tüm erkek şiddetine mağdur kalmış kadınlarımızın nasıl buna maruz kaldıklarını aklım almıyor! Sevgili cinayetlerini, eş tecavüzlerini, aile içi tacizi… İnsanlık kirli! İnsanlık pis! İnsanlara ne oldu? Yasa, kanun, ceza…

Ne olursa olsun ben bir daha bir erkeğe güvenirken bu kadar emin olabileceğimi düşünmüyorum! Düşünsenize, bir erkeğe güven duymak, onun insafına, vicdanına sığınmak zorunda olduğumuz bir zihniyet! Aklım almıyor! Kalbim zaten hiç kabul etmiyor!

Bu olay çok etkiledi beni. Özgecan’ın ardından, her erkeğe, herşeye daha fazla temkinli olmaya başladım. Her olayın altında, daha çok sorun aramaya başladım. Tadım, huzurum kaçtı. Çok dağıldım! Kız kardeşim var, annem var, ailemin kadınları var… Gerçekten o haberi okuduğum andan beri hatırladıkça aklıma Özgecan’ın çaresizliği geliyor, dalıp gidiyorum kötü bir kabus silsilesine…

Bu elim olaydan sonra öyle adamlar çıktılar ki, erkekliklerinden utandıklarını çekinmeden üzerine basa basa dile getirdiler.

Evet artık gerçekten birşeylerin değişmesi gerekiyor.

Çünkü ben şunu düşünüyorum…
Yarın öbür gün aşık olacağız, bir adamla bir ömür geçirmeye yemin edeceğiz. Ama ondan asla emin olamadan, ona güvenemeden, ona düşüncemizi söylerken, ona hakkımızı savunurken, bunu ne kadar yapabileceğiz? Ya da onun geçmişinden, arınmaya çalıştığı düşüncelerden nasıl emin olacağız? Ya da kızkardeşimiz, annemizle yalnız kaldığında ne düşündüğünden nasıl emin olacağız? Hiç abarttın filan demeyin. Maalesef bu durum böyle. Çünkü dışarıda baktığımızda zaten herkes normal. Kimsede sorun yok, kimsenin alnında yazmıyor ne olduğu. Bu sapıklığın maalesef zengini fakiri yok! Tüm bunlardan sonra garantisi var mı, aynı yastığa baş koyduğun adamın ne olduğunun?

Yani şu hayatta insan olarak yaşamak gibi tek bir asıl sorumluluğumuz var ve onu hala nasıl yerine getirmediğimi hala ama hala anlayabilmiş değilim!

Nasıl bu kadar zor olabiliyor? Bunu gerçekten anlayamıyorum! Anlayamadığım nokta ne ara dünya böyle bir hal aldı? Bu insanlar neden böyle oldu? Psikolojimiz, vicdanlarımız ve beyinlerimiz ne zaman bu derece kirlendi? Hala anlayamıyorum! Sadece bizim ülkemiz değil ki! Sorun insanlık! Cinsiyet ayırmayalım erkekler bunları yaparken, çuvaldızı onlara batırdım ama bir çuvaldız da bize batıracağım; kadınlar çok mu düzgün? Hayır! İnsanlığın gerçekten diye diye çivisini çıkardık! Sonunda 40 kere söyleyipte mi yaptık bilmiyorum ama adeta Cilit Bang ile yıkandık sanki vicdandan eser kalmadı! İnsanlıktan eser kalmadı!

Ama umudumu yitirmedim, yitirmiyorum, yitirmeyeceğim. Ben hala John Lennon’un Imagine şarkısındaki hayalin gerçek olacağına inanıyorum! Hala…

Konuma geliyorum beyler. Sizden ricam; Birleşmiş Milletler’in başlattığı, Türkiye’de Koç Holding’in desteklediği #HeForShe kampanyasına destek olmanız. #HeForShe ya da #BenDegilsemKim etiketli pankartınızı alın ya da sosyal medya hesabınızdan paylaşın mesajınızı bu hashtag ile. Örnekleri için aşağıdaki fotoğraflara bakabilirsiniz. Ne olur, artık bir noktada uzlaşabilelim, bir konuda aynı hissedelim… Artık ne olur birşeye hep birlikte tek bir ağızdan ne olur “Hayır” diyelim!

Kampanya hakkında detaylı bilgi almak için Birleşmiş Milletler’in kampanya için hazırladığı websitesini ziyaret edebilirsiniz. http://www.heforshe.org/tr 

Sosyal medya üzerinden özellikle Youtube üzerinden birçok ünlü isim çoktan kampanya yolu ile “Kadına Şiddet” olaylarını anlatmaları için insanları bu kötü anılarını paylaşmaya çağırmaya başladılar. Kampanyanın acilen Türkiye’de operasyonunu olabildiğince hızlı bir şekilde yayması gerektiğini düşünüyor ve bende bu hareketi desteklediğimden sizlerle paylaşıyorum. Çünkü cinsiyet eşitliği sadece kadınları ilgilendiren bir mesele değil, bir insan hakları meselesidir. Bu konuda sizlerin desteğine her zamankinden çok ihtiyacımız var.

#HeForShe Facebook hesabı… https://www.facebook.com/heforsheturkiye
#HeForShe Instagram hesabı… https://instagram.com/heforsheturkiye  
#HeForShe Youtube hesabı… https://www.youtube.com/user/heforshe
#HeForShe Twitter hesabı… https://twitter.com/heforsheturkiye

P.S: Özgecan’ımız ile ilgili Yonca Tokbaş tarafından yazılan köşe yazısı beni en etkileyenlerden biri olmuştu… Yazıyı okumak için böyle buyrun…

Bir Cevap Yazın

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Trending

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin