En başından, peşinen söylüyorum; en alttan en tepeye herkesin ellerine, yüreklerine ve azmine sağlık! Adına, tarihine ve sanatına yaraşır, ismiyle müsemma muhteşem bir sergiydi…


Diziyi ilk sezon izledim ama ikinci sezon yoğunluk derken kaçırdım.  Tekrar başlayacağım o ayrı. Fakat şunu söylemek isterim. Bir oyuncu olsam kesinlikle kadrosunda bulunmak isteyebileceğim nadide dizilerdendi Muhteşem Yüzyıl.

Eleştirdiler, “yok öyle anlattı, yok böyle anlattı”, “öyle öpmezdi, böyle öperdi” , “şöyle yapmadı böyle yapmadı”dediler. Belki haklılardı, belki değillerdi. Bizim milletimizin en sevdiğim özelliklerinden biridir; yanlışsa bile bir ucundan tutup destek olmak yerine köstek olmak.

Ne olur kusura bakmayın sergiye geçmeden önce bunlara değinmek istedim. Bir konu daha var altını çizmek istediğim. Bundan seneler önce, daha biz Asmalı Konak devrimini yaşamadan önce televizyonun en şaşalı dönemlerinde Yalan Rüzgarı, Dallas, Vahşi Güzel ve daha birçok diziyle yanıp tutuşmadık mı? Her ne kadar televizyon çok övünülecek bir başarı olarak görülmese bile benim için yurtdışında izlenen diziler, yapımlar, beğenelim beğenmeyelim bir başarıdır. Bugün eğer bizden milyonlarca kilometre uzaklıktaki Şili’de konuşulan “Binbir Gece”yse ve dünyanın pek çok yerinde Türk dizi ve oyuncuları rağbet görüyorsa bu bir başarıdır.

Neyse konuyu daha fazla uzatmıyorum ve hemen sergiden bahsetmeye başlıyorum.

Girişte bir sesli anlatım cihazı veriyorlar. Kullanımı basit ve her sahnede bilgilendirici içerik sunan bir anlatım cihazı…

Bir gemi güvertesine adım atıyoruz ve yolculuğa başlıyoruz. Aleksandra ve diğer tüm müstakbel harem eşrafı ile birlikte seferden dönen Kanuni gemisiyle çetin dalgaları aşarak iniyoruz Karaköy meydanına, yeniçeriler ve Galata Pazarı esnafı karşılıyor bizi. Sonra kocaman bir kapı beliriyor önümüzde; Topkapı Sarayı!

Ve o büyülü dünyanın içinde buluyorsunuz kendinizi. Her odanın tasarımında o ince detayların işlenmesini ve hatta birebir bir hamam yapılmasını da geçtim. Her oda, her yer ayrı kokuyor. Sanki yaşıyorsun, sanki Topkapı Sarayı’nın o tarih dolu, esrarengiz ve sır dolu koridorlarından geçiyorsun.

Sanki bir an yakana bir saray görevlisi dokunacakmış gibi hissediyorsun. Sanki oradalar. Sanki bir yerden küçük Mustafa koşuşturarak geçecek, sanki haremde bir kavganın ortasında kalacakmışsın gibi. Sanki Hatice ve Pargalı’yı bir köşede konuşurlarken görecekmişsin kadar gerçek.

Sonra çıkışta bir hediyelik eşya mağazası karşıladı beni. İçinde çok özel aksesuarların bulunduğu. Birkaç hediyelik ile birlikte dizinin müzik albümünü de aldım. Bu konu da hassas olduğum konulardan. Biz, bizim işlerimizi saymalı ve değer göstermeliyiz. Sadece Muhteşem Yüzyıl için değil. Albüm de oldukça kuvvetli. Fahir Atakoğlu, Soner Akalın ve Aytekin Ataş’ın hazırladığı müziklerden oluşan albüm adeta işitsel bir şölen gibi. Önce Türk filmleri, önce bizden çıkan işler her zaman daha değerlidir benim için. Eve dönerken albümü dinledim. Ve yeniden şu satırları geldi aklıma, Meral Okay’ı bir kez daha hayranlık ve rahmetle andım. Kanuni yani Halit Ergenç okuyordu;

“İçim kibirle doldu. Bu hissi yenmeliyim, yeneceğim. İdrak et Süleyman, unutma, tevazu içinde ol, bütün şeref ve irade senin değildir. Rabbine şükret ve nefsine üstünlük verme.

Zinhar kibire düşme. Sen Hakk’a karşı hayalı; halka karşı vefalı ol. Vücudun, fikrin, zikrin O’na ait, sahibi sanma. Hakk’ın nimetlerini kendinin, kendinden olanlari yegane sanma. Nefsini öldür yoksa o seni öldürür. Kibirini yen Süleyman. Her firavunun musası, her şerrin bir nuru vardır. İman et, hatırla, vücuda geldiğin hali ve gideceğin son mertebeyi unutma. İşte o zaman cennetin kapıları açılacak sana. Vicdanın senin kıblendir Süleyman, kaybetme.”

Daha fazla bilgi vermeyeceğim. Ama gidin. Mutlaka gidin. Çocuklarınızı alın mutlaka gidin. Tekrar emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Keşke böyle şeyler daha çok olsa. Keşke tarihi günümüzde de yansıtabilsek. Keşke o eski günlere ev sahipliği yapan yerlere sahip çıkabilsek. Keşke Galata’daki o pazar hala olsa… Keşkeler bitmez bende. Sergi, Volkswagen Arena’nın yanında bulunan Uniq İstanbul’da ve 10 Haziran’da sona eriyor.

Ama tabii önce orjinalini görün. Ben ilk Topkapı Sarayı’na ve Dolmabahçe Sarayı’na girdiğimdeki heyecanımı kelimelerle anlatamam. Ne olur önem verin artık bunlara. Sevmeseniz de gezin. Bilin, tanık olun. Düşünsenize belki görmediğiniz o duvalar nelere tanık… Önce herşeyi yerinde görün.

Buyrun Mügz gözünden Muhteşem Yüzyıl sergisi…

 

shuffle-kimlik-site-yeni

 

 

 

Bir Cevap Yazın

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Trending

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin