“Erkencisin” dedi annem. Öğlen 1 olmuştu saat. Ona dudağımın kenarıyla gülerek çok komik olduğunu hissettirdim. “Aaaa Nilgün Teyzen aradı defile varmış…”tan sonrasını dinlemedim, hemen aradım Nilgün Teyzeciğimi. Akşama Tuba Ergin’in defilesine gidiyorduk.

Ben yine yayılmaktan dolayı son dakikada hazır olabildim. Trafik vardır diye alternatif yollardan gittik. Araba – Metro – Füniküler – Tramvay kombosunu yapıp Sultanahmet’e varmıştık sonunda. Erken geldiğimiz için bir kafede oturduk, birşeyler yedik.Yol üstünde bir halı görüp fiyatını sordu Nilgün Teyze. Adam vitrindeki halıyla kendi öz çoçuğundan bile daha çok gurur duyuyordu. “4,500 TL abla” dedi. Evet 4,500 TL dedi. Halı dediğim de 1 metre kare yoktu. Biz teşekkürlerimizi edip çıkarken satıcının ama bu gördüğünüz bir halı değil, 4 senede yapılıyor, ipek bu” açıklamalarını yaparken biz Yerebatan Sarnıcı’na varmıştık bile.

Ufacıkken okul gezisiyle gittiğim bu mekan o zamanlar bu kadar etkilememişti beni. O zamanlar ohh bugünde ders kaynadı gözüyle bakıyordum. Olağanüstü bir yerdi. Sütunlar, tavan, yerler, su, suyun içindeki balıklar… Her ayrıntıya aynı anda bakmaya çalışıyordum.
En son Les Benjamins defile yapmıştı burada. Defile harikaydi ama videolarda mekan o kadar etkilemiyordu insanı.

Tarihi açıdan önemli olduğu için bu tip organizasyonlara çok sık izin verilmediğini biliyordum. Tuba Ergin’in de çocukluk hayaliymiş Yerebatan’da defile yapmak ve bunun için senelerdir uğraşıyormuş. Fashion Week’in iptal olması hem de belediyenin bu defileye izin verme zamanlaması Tuba Ergin’in bu hayalini gerçekleştirmesinde bir dönüm noktası olmuştu.

Yerebatan Sarnıcı tarihine göz atmak isteyenler buraya tıklayabilir.

Kokteylde sosyetenin tanınan simaları vardı. (Bu klişe cümleyi acaba hayatım boyunca hiç kullanabilecek miyim diye düşünmüştüm bu güne nasipmiş). Estetik ve botokslardan konuşamaz hale gelen teyzeler vardı. Hele biri vardı ki bulabildiği bütün gümüş ve taşlı aksesuarları üstüne takmış, giydiği acaip yüksek topuklu yüzünden yürüyemiyordu. Tabii ki çok cool ve tarz olanları da vardı. Genelde kötüyü hatırlar ya insan benim de aklımda onlar yer etti sanırım.

Biraz bu insanlarla dalga geçerek zaman öldürdük ve defile başladı.

Tuba Ergin bu koleksiyon için esin kaynağı ise: Meksika’nın Yukatan yarımadasındaki kireçtaşı dokusu ile adı ‘Conete’ olan ve kutsal olarak da bilinen mağara dokusuymuş. İlk başta bana hiçbir şey ifade etmemişti bu ilham ama bu defileyi izledikten sonra çok mantıklı geldi.

Krem ve bej tonları ile başlayan defile ilk lookla bile inanılmaz ilgimi çekmişti. İlk ağzımdan çıkan kelime ise “KUMAŞLAR” olmuştu. Kumaşlar ve onları kullanış şekli çok iyiydi. Farklı doku ve ağırlıktaki kumaşları çok akıllıca ve güzel birleştirmişti. Zaten olay hep kumaşta diye geçirdim içinden ve kendime bunları nasıl hiç düşünemediğim için kızdım.

Defiledeki parçaların hangi birinden bahsetsem bilemiyorum. Hepsinde ayrı detaylar vardı. Belki çok basit olacak bir elbise ya da pantolon kumaş seçimi ve ufak detaylar ile apayrı bir hale gelmişti. Süet bir ceket vardı, ceketin üstündeki benek benek delikler ve modelin üzerinde duruşu harikaydı.

Pliselerin kullanımı harikaydı. Sadece kumaşın belli bir bölümünde olup sonra yok olan pliseler ya da bir şalvarın pliselerden oluşması benim en çok dikkatimi çeken ve aklımda yer eden detaylardandı.

Aksesuar kullanımını ve stylingi çok beğendim. Modellerin ellerin ve kollarında sanki ponza taşı ve metal karışımı takılar vardı. Örgü ve farklı boylarda sırt çantaları vardı. Çantalara defile esnasında atlayıp almamak için zor tuttum kendimi. Modellerin vücutlarının farklı bölgelerine Maya sembolleri ile dövmeler yapılmıştı.

Koleksiyonda kullanılan renkler bir harikaydı. Bej, pastel bir yeşil, kahve tonlar, uçuk pembeler ve siyah. “Aaa bu süpermiş, Oooo bu harikaymış” derken defile bitiverdi.

Bu arada kumaşların bir çoğu Şile bezindendi. Şile Belediyesi ve Şile Bezi El Sanatları Merkezi ile ortaklaşa çalışıp bu koleksiyon için kumaş üretmişler. Kumaşları kocaman kazanlarda yıkayıp kaynatmışlar. Şile’nin koylarında yıkanmış kumaşları sahilde kurutulmuşlar. Kısacası el emeği çok olan bir koleksiyon olmuş.

Oturma yerlerinde de herkes için şile bezinden yapılmış birer mavi şal vardı.Bu da çok ince düşünülmüş bir detaydı. Anneme çaktırmadan bir tane şal yürüttüm.

Gitmeden önce “mekan defilenin önüne geçer” diye bir cümle kurmuştum ama lafımı yedim yuttum. Mekan bu şovun tatlısı olmuştu. Sonra mutlu mutlu evimize döndük.

Tuba Ergin internet sitesini merak edenler: www.tubaergin.com

Instagramı ise: @tubaerginofficial 

Bu fotoğrafları Tuba Ergin’in Facebook sayfasından buldum. Fotoğraflardaki sarışın ve güzel kadın Tuba Ergin bu arada!

Bunlar da sizin için çekmeye çalıştıklarım ama ışık yüzünden bu kadar oldu.

 

Arzu

Bir Cevap Yazın

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Trending

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin