Her yer yarım gibi sanki… Her yer beton, her yer karanlık mı geliyor?

Var bir nedeni guys…

* Yazının sonuna kadar sabredene güzel fotoğraf galerim de var;) 
Yıl 2007 ve Müge Bilgi Üniversitesi’nin yollarını tutmaya başladığı yıllar…

Dolapdere kampüsüne gittiğim o ilk günü hiç unutmuyorum. O tasarımı beni adeta büyülemişti. Yerler gri bazen kırmızı, yer yer koyu, tavanlar, duvarlar beton. Borular geçiyor bazı yerlerden büyük borular.

O gün hayran olduğumu, o ilk girdiğimde yaşadığım heyecanı anlatamam.

Şimdi gibi hatırlarım daha ilkokulun ilk senesi ve sonraki senelerde olduğu gibi Zekiye Hoca’m “Ne olacaksın?” dediğinde ben nereden olduğunu hiç bilmediğim bir şekilde “Mimar!” diye atlardım hemen. Hatta bir sene mühendis demiştim ve koşarak yanına gidip hayır “Mimar!” diye düzelttiğim günü hiç unutmam.

Ailemizde yoktu mimar, mimarlığım “m”sini bilmezdim. Ama idealimdi mimar olmak. Odalar çizerdim, evler çizerdim. Hayal eder eder çizerdim.

İşte o kampüse Uluslararası İlişkiler okumak için girdiğim ve mekana hayran olduğum o gün yeniden geldi o yıllarım aklıma.

Ben mimar olmalıydım aslında pişmanlığı ile ilk derse girdim.

Çünkü ben kendimi bildim bileli her yere odaklanırım, her yeri dikkatli dikkatli incelerim. Bir mekana girmeye görsün Müge anında kitlenir eksiklere, detaylara başlar hemen kafasında bütünlemeye o mekana bir ruh katabilmek için hayal etmeye…

Hemen eve döndüğüm gibi oturdum bilgisayarın başına ve araştırdım. Bilenler bilir hiç zaten araştırmam=)

Endüstriyel dekorasyon, endüstriyel mimariydi bizim üniversitemiz…

Yıllar geçti…  Ben hep böyle bir mekan tasarlamayı hayal ettim durdum.

Bu senelerde Digitürk Home & Entertainment kanalında yayınlanan bir program ile tanıştım ve bu programda da eski fabrikaları, garajları yani ev olması mümkün olmayan yerleri eve çeviriyorlardı.

Ama bu da benim hayalimdi.

Derken bir anda üçüncü nesil kahveciler türedi. Ve hepsi bu tarz dekorasyona sahipti. Sanki şehir benim ruhuma göre yeniden şekilleniyordu. Tamamlanmamış binalar, mağazalar, kahve dükkanları ve restoranlar…

Ve en son geçtiğimiz aylarda vizyona giren “The Intern” filmindeki ofisten sonra iyice depreşti bu tarz dekorasyona olan sevdam!

Sanki o yerlere girdiğimde bana daha başka bir ilham geliyordu. Sahneler canlanıyordu gözümde. Birden sözler akmaya başlıyordu o sahneler arasından…

Evet ben hayat beni nereye götürür bilinmez ama ben öncelikle kendime evin garajını oda yaparak bu tarz bir mekan elde ettim.

“Hevesle nasıl olmuş?” diye sorduğum birçok kişiden “Sanki mutfağa benzemiş” yorumunu alınca önce bi bocaladım ama sonra farkettim. Şu kafeler yüzünden bu tasarım stili mutfak gibi algılanmaya başlandı.

Şu her karesinde emeğim olan hayallerimdeki gibi garajdan dönüştürülen yaşam alanımdan yazıyorum. En kısa zamanda tamamladığımda sizlerle fotoğraflarını da paylaşıcam. Ama önce cevaplayayayım;

Peki nedir bu Endüstriyel Dekorasyon / Mimari?

Endişeye mahal yok Müge anlatıyor…
Daha önce de bahsettiğim gibi endüstriyel dekorasyona sahip mekanlar eski fabrika ve depoların yeniden düzenlenerek yaşam alanına çevrilmesi ile başlıyor.

Diyelim ki bu tarza bayılıyorsunuz ve elleri kolları sıvayıp işe girişeceksiniz, siz de benim gibi her karesinde bir emeğiniz olsun istiyorsanız anlatıyorum!

Tavan & Duvar
Beton mu? Bırakın öyle kalsın, “yok ben bir odayı bu tarz yapmak istiyorum” diyenlerdenseniz gri ve koyu ton duvar ve tavan boyalarını tercih edebilirsiniz. Hele ki tavanlarınız yüksekse +1!  Koyu renk boyanan duvarların belirli kısımlarını doğal koyu renk tuğla ya da taşlarla kaplayabilirsiniz.

Zemin
Zemin için de uygun olan beton ya da taş öneriliyor. Ama yerleriniz parke ise hiç masrafa girmeye gerek yok çünkü ahşabın verdiği sıcaklık ile mekanınız daha sıcak bir görünüm alabilir.

Renk
Neresi olursa olsun bu dekorasyonda renk oldukça önemli bir rol oynuyor. Gri, siyah, kahverengi, bordo gibi renklerin her tonunu kullanabilirsiniz.

Döşeme
Endüstriyel tasarımın kendini gösterdiği en önemli detay renklerden sonra belki de döşemeler diyebiliriz. Özellikle deri vazgeçilmezidir!
Bütçeniz yeterli değil, belki de deriyi döşemede kullanmaktan çok hoşnut değilsiniz. Telaş yok o zaman  keten, çuval bezi ve pamuklu kumaşları da kullanabilirsiniz.

Eşyalar
Endüstriyel dediğimize göre bir fabrika düşünün… Metal aksesuarlar, uzun sarkıtlar, demirler yani ham malzemelerin olduğu bir alandan bahsediyoruz. Bu nedenle biraz vintage – minimal parçalar hedefinizde olmalı. Ferforje sehpalar, uzun mumlu sarkıtlar, deri mobilyalar… Daha fazla yazmıyorum fikirilerinizi galeride fotoğraflardan alabilirsiniz.

Aksesuarlar
Daha öncede bahsettiğim gibi ahşap, metal aksesuarları tercih etmelisiniz. Ayrıca o ortadaki borular, kaboloları toparlamayın, bırakın dağınık ortada kalsın. Amacımız sanki bitmemiş gibi bir mekan hazırlamak. Mesela utfak ya da bir home office’i bu tarz döşeyecekseniz kara tahtalardan bir tane edinin derim ben.

Yani özetle örnek vermek gerekirse bir Mudo mağazası gibi bir ev hazırlamaktan bahsediyoruz=)

Evet yazıyı daha fazla uzatmıyorum ve sizi görsellerle başbaşa bırakıyorum.


Müge Keçeci 

 

Bir Cevap Yazın

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Trending

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin