Bitirim ikili Arzu ve Müge Blogger Bazaar’ı ziyaret ederse…
İkilimizin maceralarına onların kalemlerinden tanık olmaya ne dersiniz?
Hazırsanız başlıyoruz!
Müge yazıyor…
Klasik hazırlanamazlığımı saymazsak sorunsuz çıktık evden. Daha önceki blogger bazaarlardan farklıydı ve Arzu’yla ilk etkinlik deneyimimiz olacaktı. Yani heyecan bizde dubleydi.
İki Göktürk’lü olarak, oradan mı gitsek, buradan mı gitsek derken sonunda kendimizi Steigenberger Hotel’in otoparkında bulduk.
Ayrıca el değiştirdiğinden beri oteli ilk ziyaretimizdi. Bölge bize yabancı değil tabii. Bu otel sıkıldığımız derslerde camlardan baktığımızda gözümüze çarpan ilk manzaraydı. Ben 13 sene, Arzu ise 4 senelik Işık’lı olunca tabii semt bizim semtimiz.
Otelin kafesinde bir kahve molasının ardından hemen kendimizi üçüncü kattaki Blogger Bazaar’a attık. Samimi ve sıcak bir karşılama masasına kaydımızı yaptırdıktan sonra başladık keşfe.
Şık bir açıkbüfe karşılıyordu misafirleri. O koridor misafirleri birbirinden ilginç ve dikkat çeken standların arasına doğru yönlendiriyordu. Bizim tercihimiz her zamanki gibi önce mekan keşfiydi. Nerede ne var? sorunsalını çözmek için önce kısa bir tura çıktık.
Pazarın orta yerinde otelin fitness ve spa merkezinin kurmuş olduğu masaj standı vardı. İki koltuk ve işinin eri masörler… Misafirlere el ve baş masajı uyguluyorlardı. Bir diğer tarafa kafamızı çevirdiğimizde
tartıları filan olan bir stand vardı. Vücut yağ oranı ölçüyorlar ve bedeninize ait oranlar veriyorlardı.
Sonrasında da zaten standların arasında kaybolduk. O kadar standın ve o kadar orjinal şeyin arasında kendini kaybetmemek zaten imkansızdı.
Çok orjinal iki kişilik olduğumuzdan hemen değişik taşları olan bir stand dikkatimizi çekti. Minimal takılardı bunlar. Nedir, ne değildir diye Mr.Gadget gibi yaklaştık standa elimizde bir büyütecimiz eksikti. Hemen merakımızı gidermek için stand sorumlusu ile konuşmaya başladık ve o takıların betondan, evet yanlış duymadınız betondan yapıldığını öğrendik.
Arzu yazıyor…
İlk bakışta normal bir çiçek standı gibi duran Bee Design and Flower Shop, size bir dakika içinde ne kadar yanıldığınızı gösteriyor. Standın başında çok tatlı ve ilgili bir hanımefendi vardı ve bize standdaki her ürünü sabırla tanıttı.
Kurutulmuş bitkilerle süslenmiş tarak tokalar vardı. Merak ettim ve “Çiçekleri dökülmüyor mu?” dedim bilmiş bilmiş. Dökülmüyormuş. Bu çiçekler doğası gereği kuru bitkilerden yapıldığı için sabit kalabiliyor ve hiç bir sorun yaşanmıyormuş. Ayrıca aynı kuru bitkilerden süslenmiş kitap ayraçları da vardı. Kitabınızın kenarlarını büküp bozmamak için güzel bir seçenek olabilir.
Doğal, mis gibi kokan ve rengarenk sabunlar vardı. Bu sabunları evinize gelen misafirlere hediye edebilir ya da banyonuzda süs olarak kullanabilirsiniz. Ben bu kadar güzel gözüken sabunları kullanmaya kıyamıyorum ama siz kullanın!
Daha fazla yazmadan önce iki kelime yazacağım, bu kelimelere tıkladığınız zaman sizi anlamlarını açıklayan sitelere yönlendirecek. Bu sayede okurken yabancılık çekmeyeceksiniz. Ben bunlar ne demek biliyorum zaten diyorsanız basmanıza gerek yok.
TERARYUM : https://tr.wikipedia.org/wiki/Teraryum
SUKULENT : http://cevap.tv/sukulent-nedir-bakimi-nasil-yapilir/7527
Standda boy boy, çeşit çeşit cam teraryumlar vardı. Ben teraryumumu hep yanımda taşıyacağım, ondan hiç ayrılmak istemiyorum diyorsanız kolye olarak ufak boyları mevcut. O ne öyle ufacık, biraz ele avuca gelsin diyorsanız daha büyük boyları da var. Bunlara evinizde, ofisinizde bakabilir veya hediye edebilirsiniz.
Camla uğraşmak istemeyenler veya sakar olanlar için ise daha minimal olan ahşap saksılarda da sukulentler var.
“Bakımı nasıl, ay ben bakamam?” dediğinizi duyar gibiyim. Bu teraryumların içinde sukulentler bulunmakta. Sukulentler de suya çok ihtiyacı olmayan bitkiler. Haftada bir şırınga yardımı ile ya da kökü olmayanları su altına tutarak sulayabilirsiniz. Bu kadar basit.
Bee Design’ın en güzel yanlarından biri ise sık sık yaptıkları workshopları. Size adım adım teraryum nasıl yapılır öğretiyorlar. En yakın workshopları ise 28 Kasım’da.
Workshop tarihlerini kaçırmamak veya bir BEE ürünü sahibi olmak istiyorsanız aşağıdaki siteleri takip etmekte fayda var.
Facebook: beedesignandflowershop
İnstagram: beedesignandflowershop
www.beedesignandflowershop.com
Web siteleri yenileniyor ve en kısa zamanda işler hale gelecekmiş:

Dolanmaya devam ettik. Bir de ne görelim, minnoş bir Kings Charles. Kıpır kıpır, yerinde duramıyor. Trendy Paws’dan Nur Hanım’ın Goofy’siymiş. Dünya tatlısı, insan dostu bir köpekti. Goofy’den dikkatimi standa zar zor çevirebildim.
Standda üzerilerinde pati ve kemik olan çeşit çeşit aksesuarlar vardı. Bilezikler, kolyeler, bereler ve çantalar. Hatta patili flash tattoo’lar bile vardı.
Köpek sahibi iseniz “The Godmother” ya da “The Dogfather” yazılı espirili t-shirtler ve bereler vardı. Aynı şekilde kedi sahipleri için olanları da mevcut.
Sevimli dostlarınız için bulabileceğiniz ürünler de vardı. Benim gözüme en çok takılan papyon şeklindeki tasmalardı.
Biz hayvan sever olarak bayıldık! Sizlerde daha Trendy Paws ürünlerini ve Goofy’i merak ediyorsanız www.trendy-paws.com sayfasına bir göz atın.
İnstagram: trendypaws
Facebook trendypaw

Sen Çok Biliyorsun’un standının önünden geçerken “Arzuuu!” diye bir ses duydum. Bu arkadaşım Cem’di. Sen Çok Biliyorsun standı Cem’in çok yakın arkadaşınınmış. Tanışma ve sohbet faslını geçtikten sonra standa göz attık.
Botlar, şapkalar, sevimli objeler vardı. En çok hoşuma giden şey ise kartona çizilmiş figürlerdi. Ayrıca sizi anında Superman’e çeviren fotoblok vardı. Dur muyum hemen Superman olarak fotoğraf çekildim.
Blog’a göz atmak için : www.sencokbiliyorsun.com

Standları birbiri ardına incelerken Müge “Aaaa! Saatler çok güzel değil mi?” dedi. Saatlerin içindeki peri resimleri Mainili’nin tasarımlarıymış. Saatlerin , rozetlerin, kitap ayraçlarının, bilekliklerin ve diğer herşeyin üzerindeki figürleri sulu boya ile yapıyormuş.
Mainili’nin tasarımlarını incelemek ve satın almak için: www.mainili.com

Mainili’nin standını incelerken arkamızdan bir ses geldi. “Tranquin’i duydunuz mu?”. Duymamıştık çünkü yeni bir içecekti. Tranquin’in içindeki bitkilerin onu içen kişiyi rahatlatlattığını ve stresten arındırdığını anlattı kız. Bu bitkiler; papatya, melisa, lavanta ve yeşilçaymış. Meraklıyız ya hemen aldık, tadı çok güzeldi. Açıkcası ben pek sakinleşmedim ama tadı yüzünden içilebilirdi.
Duyuralım!! Yakında Migros ve Macro Center’larda satışa sunulacakmış.

Benim diyeceklerim bu kadar!!!
Birazcık da çektiğim fotoğraflara göz atın yahu…
By: Arzu Günay & Müge Keçeci

























Bir Cevap Yazın